Kraliyet Ailesinin Gizli Tatil Rotaları ve Tercihleri
Kraliyet ailesinin en sevdiği tatil yerleri ve gizli rotaları hakkında detaylı bir inceleme.
Mustique’de gizli bir villa, İsviçre Alpleri’nde kayak, Botswana’da yıldızların altında safari ve Mallorca’da Akdeniz yazları… Prenses Diana’dan Prenses Margaret’a, Kraliçe II. Elizabeth’ten William ve Kate’e kadar uzanan kraliyet ailesinin en sevdiği tatil destinasyonlarını inceliyoruz.
Kraliyet ailesinin seyahatleri denildiğinde akla genellikle resmi ziyaretler, protokol yemekleri ve önceden planlanan turlar gelir. Ancak Windsor ailesinin, kameraların uzağında gerçekleştirdiği başka bir tatil haritası da mevcut.
Bu haritada gösterişli saraylardan ziyade ulaşılması zor adalar, özel villalar, kayak merkezleri, İskoçya’nın geniş arazileri ve safari kampları öne çıkıyor. Bazı destinasyonlar tek bir seyahatle hafızalara kazınırken, bazıları nesilden nesile aktarılıyor. Kraliçe II. Elizabeth için Balmoral, Prenses Margaret için Mustique, Prenses Diana için Nevis ve Mallorca, Kral Charles için Klosters, Prens Harry içinse Botswana bu ilişkinin en güçlü örnekleri arasında.
Aynı destinasyonun farklı kuşaklarda yeniden ortaya çıkması da dikkat çekici. Prenses Margaret’ın yıllarca inzivaya çekildiği Mustique, daha sonra William ve Kate’in tatil adreslerinden biri haline geldi. Charles ve Diana’nın William’ı çocukken götürdüğü Tresco’ya, William yıllar sonra kendi çocuklarıyla geri döndü. William ve Kate’in 2011 balayında tercih ettiği Şeyseller’deki North Adası ise kraliyet tatillerinin daha modern ve mahrem tarafını temsil ediyor.
Bu nedenle, bu liste yalnızca “Kraliyet ailesi nerede tatil yapıyor?” sorusuna cevap vermekle kalmıyor; aynı zamanda İngiliz Kraliyet Ailesi’nin yaklaşık yarım yüzyıllık tatil alışkanlıklarının, favorilerinin ve nesilden nesile aktarılan rotalarının küçük bir haritasını sunuyor.
Bir Bakışta: Kraliyet Ailesinin Tatil Haritası
- Mustique, Saint Vincent ve Grenadinler: Prenses Margaret’ın özdeşleştiği kaçış noktası; yıllar sonra William ve Kate’in de tercih ettiği özel Karayip adası.
- Mallorca, İspanya: Charles ve Diana’nın William ve Harry ile yaz tatillerini geçirdiği ada; Diana’nın daha sonra da dönmeye devam ettiği rotalardan.
- Nevis, Karayipler: Prenses Diana’nın favori Karayip destinasyonu olarak anılan ve William ile Harry’yle tatil yaptığı ada.
- Balmoral, İskoçya: Kraliçe Elizabeth’in yazlarını geçirdiği ve kraliyet ailesinin nesiller boyunca buluştuğu en önemli aile kaçışlarından.
- Klosters, İsviçre: Charles’ın uzun yıllardır tercih ettiği kayak rotası; William ve Harry’nin de çocukluklarından itibaren gittiği bir royal klasik.
- Courchevel, Fransa: William ve Kate’in çocuklarıyla kayak tatilleri için tercih ettiği Fransız Alpleri rotası.
- Kefalonia, Yunanistan: William ve Kate’in çocukları ve Middleton ailesiyle yaptığı daha yakın tarihli Akdeniz tatillerinden biri.
- Korfu, Yunanistan: Charles ve Camilla’nın yaz aylarında tercih ettiği Yunan adalarından.
- Lake Rutundu & Lewa, Kenya: William’ın Kate’e evlenme teklif ettiği ve çiftin hikâyesinde özel bir yere sahip rota.
- Botswana: Prens Harry’nin gençliğinden beri güçlü bir bağ kurduğu; Meghan ile ilişkilerinin ilk dönemlerinde birlikte seyahat ettikleri ülke.
- North Adası, Şeyseller: William ve Kate’in 2011’deki balayının ultra-mahrem adresi.
- Maldivler: William ve Kate’in 2014’te “ikinci balayı” olarak anılan tatillerini geçirdiği tropik rota.
- Tresco, Isles of Scilly: Önce Charles ve Diana’nın William ve Harry ile, daha sonra William ve Kate’in kendi çocuklarıyla tatil yaptığı ada.
- Malta: Kraliçe Elizabeth’in evliliğinin ilk yıllarında Prens Philip ile yaşadığı ve hayatı boyunca özel bir bağ kurduğu destinasyon.
- Necker Adası, Britanya Virjin Adaları: Diana’nın William ve Harry ile çıktığı unutulmaz Karayip tatillerinden birinin adresi.
Mustique: Prenses Margaret’tan William ve Kate’e Kraliyet Ailesinin Karayip Kaçamağı
Britanya Kraliyet Ailesi’nin tatil haritasında tek bir adaya taç takmak gerekseydi, Mustique güçlü bir aday olurdu. Saint Vincent ve Grenadinler’e bağlı bu küçük özel ada, onlarca yıldır kraliyet ailesi ile aristokrasi ve sanat dünyasının gözlerden uzak kaçış noktalarından biri.
Hikâyenin merkezinde Prenses Margaret var. Mustique’in gelişiminde önemli rol oynayan Colin Tennant, Lord Glenconner, Margaret’a 1960’taki evliliğinin ardından adada bir arazi hediye etti. Margaret burada daha sonra kraliyet tatil tarihinin en meşhur evlerinden birine dönüşecek Les Jolies Eaux villasını yaptırdı.
Mustique, Margaret için sıradan bir yazlık destinasyondan çok daha fazlasıydı. Yıllarca şubat ve kasım aylarında adaya döndüğü ve burayı gerçekten rahatlayabildiği yerlerden biri olarak gördüğü aktarılıyor. Ada aynı zamanda onun daha özgür, protokolden uzak yaşamıyla da özdeşleşti.
Mustique’in kraliyet hikâyesi Margaret’la bitmedi. William ve Kate de adayı tekrar tekrar tercih eden isimler arasında girdi. Kate’in evlenmeden önce de Middleton ailesiyle tatil yaptığı, çiftin ise 2019 seyahatinde Villa Antilles’te kaldığı bildirildi.
Adanın bir başka ikonik noktası Basil’s Bar. Prenses Margaret döneminden William ve Kate’e uzanan yıllar boyunca kraliyet tatillerinin sosyal duraklarından biri olmuş durumda.
Mallorca: Prenses Diana’nın Hep Geri Döndüğü Akdeniz Adası
Mallorca’nın kraliyet hikâyesi İngilizlerle sınırlı değil. İspanyol Kraliyet Ailesi’nin yazlık adreslerinden biri olan ada, 1980’lerde Charles ve Diana’nın da aile tatillerinin sahnesine dönüştü. Charles ve Diana, William ve Harry ile birlikte 1986’da Kral Juan Carlos I’in davetiyle Mallorca’ya gitti ve İspanyol Kraliyet Ailesi’nin yazlık rezidansı Marivent Palace’ta kaldı. Aile sonraki yıllarda adaya yeniden döndü; 1980’lerin sonları ve 1990’ların başlarından Mallorca’da çekilmiş Diana fotoğrafları bugün bile dönemin en ikonik “royal summer” kareleri arasında.
Fakat Mallorca’nın Diana açısından ilginç tarafı, destinasyonla ilişkisinin yalnızca evliliğiyle sınırlı kalmaması. Diana’nın daha sonra adayı tek başına da ziyaret ettiği ve özellikle Tramuntana Dağları’nın arasındaki Deià köyünü sevdiği aktarılıyor.
Buradaki adres ise bugün Belmond çatısı altında bulunan La Residencia. Diana’nın Deià’daki bu otele özellikle düşkün olduğunu belirtelim. Bu detay Mallorca’yı listenin en ilginç duraklarından biri yapıyor. Çünkü burada bir “royal resort”tan çok Diana’nın kendi seyahat zevkine dair bir ipucu var: kalabalık tatil merkezleri yerine taş evleri, sanatçı geçmişi ve Tramuntana manzaralarıyla daha bohem bir köy.
Nevis: Prenses Diana’nın Favori Karayip Kaçamağı
Prenses Diana’nın seyahat haritasında Mallorca Akdeniz’i temsil ediyorsa, Karayipler tarafında öne çıkan adreslerden biri Nevis. Saint Kitts ve Nevis’i oluşturan iki adadan daha küçüğü olan Nevis, gösterişli beach club’larından çok sakinliği, tropik doğası ve eski plantasyon evlerinden dönüştürülen otelleriyle biliniyor. Diana’nın da tam olarak bu mahremiyet nedeniyle adaya yöneldiği düşünülüyor.
Nevis, Prenses Diana’nın favori Karayip destinasyonu olduğuna inanılan yer olarak tanımlanıyor. Diana, Charles ile ayrılıklarının açıklandığı dönemde, 1990’ların başında William ve Harry ile adaya giderek Montpelier Plantation Inn’de kaldı.
Diana’nın burada oğullarıyla geçirdiği zaman, onun seyahat hikâyesinin daha kişisel taraflarından birini gösteriyor. Resmi royal tour programından uzakta, çocuklarıyla mahremiyet aradığı bir ada…
Yıllar sonra Harry’nin Nevis’e dönmesi ise hikâyeyi tamamlayan küçük bir detay. Prens Harry, 2016’da ada üzerindeki deniz kaplumbağası koruma çalışmalarını görmek için Nevis’i yeniden ziyaret etti.
Balmoral: Kraliçe Elizabeth İçin Bir Tatilden Çok Daha Fazlası
Bazı destinasyonlar kraliyet ailesinin tatil yaptığı yerler; Balmoral ise neredeyse aile evinin tanımı. İskoçya’nın Aberdeenshire bölgesindeki Balmoral Estate’in Kraliyet Ailesi ile bağı Kraliçe Victoria ve Prens Albert dönemine kadar uzanıyor. Ancak modern hafızada burası en çok Kraliçe Elizabeth ile özdeşleşti.
Kraliçe tahta çıktıktan sonra yazlarını düzenli olarak Balmoral’da geçirdi. Kraliyet Ailesi’nin resmi kaynakları da Balmoral’ı Kraliçe Elizabeth ve ailesinin ağustos ve eylül aylarında tercih ettiği favori rezidans olarak tanımlıyor.
Buradaki hayat Buckingham Sarayı’nın protokolünden oldukça farklıydı. Yürüyüşler, atlar, köpekler, piknikler ve açık havada geçirilen günler Balmoral rutinlerinin parçasıydı. Kraliçe Elizabeth’in açık hava yaşamını sevdiği ve Balmoral’daki konaklamaları sırasında geleneksel Ghillies’ Ball gecelerine ev sahipliği yaptığı da Kraliyet Ailesi’nin resmi arşivlerinde yer alıyor.
Balmoral aynı zamanda Diana’nın hikâyesinin de bir parçası. Charles ve Diana evlilikleri sırasında arazideki Craigowan Lodge’da zaman geçirirken Diana’nın resmi Kraliyet Ailesi’nin biyografisi, çiftin balayının son bölümünü Balmoral’da geçirdiğini doğruluyor.
Bugün William ve Kate için de Balmoral özel bir yere sahip. Çiftin Balmoral Estate içinde Tam-Na-Ghar isimli üç yatak odalı bir kır evi bulunuyor; yapı William’a Ana Kraliçe tarafından bırakılmıştı. Ailenin burada yüzme, balık tutma, ata binme ve bisiklete binme gibi açık hava aktiviteleriyle vakit geçirdiği aktarılıyor. Ve Balmoral hâlâ yaşayan bir kraliyet geleneği. 2026 yazındaki resmi Court Circular kayıtları Kral Charles’ın da Balmoral’da bulunduğunu gösteriyor.
Klosters: Kral Charles’ın Yıllardır Vazgeçmediği Kayak Rotası
Kraliyet ailesinin yazları Balmoral ve Mustique ile anılıyorsa kış tatillerinin en köklü adreslerinden biri Klosters. İsviçre Alpleri’ndeki Klosters’ın Kral Charles ile bağı onlarca yıl öncesine uzanıyor. Bu kez bağlantıyı yalnızca magazin arşivleri değil, doğrudan Kraliyet Ailesi’nin resmi kayıtları da destekliyor.
Charles ilk kayak derslerini 1963’te İsviçre’de aldı; ilerleyen yıllarda ise William ve Harry ile düzenli kayak tatillerine çıktı ve ailenin çoğunlukla Klosters’ı tercih ettiği resmi biyografisinde belirtiliyor. Aynı şekilde, Charles’ın Klosters’ta uzun yıllar boyunca arkadaşları ve ailesiyle kayak yaptığını da söyleyelim.
Klosters’ın royal tarihinde Diana da var. William ve Harry’nin çocukluk yıllarında aile burada kayak tatilleri yaptı. Böylece destinasyon, William’ın yetişkinliğinde Courchevel’e yönelmesinden önceki aile kayaklarının önemli sahnelerinden biri oldu. İlginç olan ise kayak geleneğinin kuşak değiştirerek devam etmesi: Charles için Klosters neyse, William ve Kate için Courchevel biraz o.
Botswana: Prens Harry’nin Hayatında Bir Tatilden Çok Daha Fazlası
Kraliyet ailesinin bazı destinasyonlarla ilişkisi lüks oteller ve yaz tatilleri üzerinden kuruluyor. Prens Harry için Botswana ise çok daha kişisel bir yerde duruyor. Harry ülkeyi ilk kez 1997’de, Prenses Diana’nın ölümünden kısa süre sonra, 13 yaşındayken ziyaret etti. Sonraki yıllarda tekrar tekrar Botswana’ya döndü; seyahatlerinin bir kısmı tatil, bir kısmı ise koruma projeleriyle bağlantılıydı. Ülke zamanla onun için kalabalıktan ve kraliyet hayatının baskısından uzaklaşabildiği yerlerden birine dönüştü.
Botswana’nın royal love story’ye dönüşmesi ise Meghan Markle ile başladı. Harry, ilişkilerinin henüz çok başında olduğu 2016’da Meghan’ı Botswana’ya götürdü. Çift daha sonra burada yıldızların altında kamp yaptıklarını ve baş başa zaman geçirdiklerini anlatacaktı. Bir yıl sonra Meghan’ın 36. yaş günü için yeniden Botswana’ya gittiler.
Bu seyahatlerde öne çıkan adreslerden biri Meno a Kwena oldu. Makgadikgadi Pans yakınlarındaki Boteti Nehri’ne bakan safari kampı Harry için yeni bir keşif de değildi; o burayı on yılı aşkın süredir düzenli ziyaret ediyor. Botswana’nın çiftin hikâyesindeki yeri nişan yüzüğüne kadar uzandı. Harry, Meghan’ın yüzüğünün merkezindeki taşı Botswana’dan seçerken yanındaki iki küçük elması Diana’nın kişisel koleksiyonundan kullandı.
Kenya: William’ın Kate’e Evlilik Teklif Ettiği Göl Kenarındaki Kulübe
Botswana Harry’nin hikâyesinde neyse, Kenya da William için biraz öyle. Prens William’ın ülkeyle ilişkisi Kate’ten önce başladı. Üniversiteye gitmeden önceki gap year döneminin bir bölümünü Kenya’daki Lewa Wildlife Conservancy çevresinde geçirdi. Yıllar sonra Kate ile birlikte buraya döndüğünde ise seyahat kraliyet tarihinin en bilinen evlilik tekliflerinden birine dönüştü.
2010’da çift Lewa’dan Kenya Dağı’nın kuzey yamaçlarındaki Lake Rutundu’ya geçti. Buradaki deneyim bir royal honeymoon standardından oldukça uzaktı: telefon sinyali ve elektriği olmayan, dağların arasında izole edilmiş ahşap kulübeler. Ve William, Prenses Diana’ya ait olan safir ve pırlanta yüzüğü burada çıkararak Kate’e evlenme teklif etti.
Kate’in kulübenin ziyaretçi defterine bıraktığı not da seyahatin en tatlı detaylarından biri. Şömine ateşi ve mum ışığından söz ederek ortamı “çok romantik” bulduğunu yazdı. Çiftin burada balık tuttuğu ve büyük ölçüde dinlenerek vakit geçirdiği aktarılıyor. Üstelik Rutundu bugün hâlâ aynı fikir üzerine kurulu: birkaç günlük lüksten çok ulaşılması zor bir yerde yalnız kalabilmek.
Şeyseller: William ve Kate’in Balayı İçin Seçtiği 11 Villalık Ada
Düğününüz Westminster Abbey’de gerçekleşmiş ve dünya çapında milyonlarca kişi tarafından izlenmişse balayı için aradığınız ilk şey muhtemelen biraz mahremiyettir. William ve Kate de 2011’de tam olarak bunu yaptı.
Çift, düğünlerinin ardından balayını Şeyseller’deki North Island’da geçirdi. Hint Okyanusu’ndaki özel adada yalnızca 11 villa bulunması, destinasyonu dünyanın en mahrem tropik kaçışlarından biri haline getiriyor. Aslında Şeyseller onların ilişkisinde yeni bir destinasyon değildi. William ve Kate daha önce, 2007’de kısa süreli ayrılıklarının ardından yeniden bir araya geldikleri dönemde Desroches Adası’na seyahat etmişti.
Bu nedenle Şeyseller’i yalnızca “royal honeymoon destination” olarak görmek biraz eksik kalıyor. Adalar çiftin evlenmeden önceki döneminden balayına uzanan kişisel seyahat haritalarının parçalarından. North Island’ın seçilmesinde mahremiyet kadar doğa da önemli. Ada, lüks villalarının yanı sıra habitat restorasyonu ve yerel flora-faunanın korunmasına odaklanan projeleriyle biliniyor.
Malta: Kraliçe II. Elizabeth’in “Normal Hayata” En Çok Yaklaştığı Yer
Kraliyet tatil haritasındaki en romantik hikâyelerden biri şaşırtıcı biçimde bir resortta değil, Malta’daki bir evde başlıyor. Kraliçe II. Elizabeth henüz kraliçe olmadan önce, Prens Philip’in Royal Navy görevi nedeniyle çift 1949 ile 1951 yılları arasında Malta’da dönem dönem yaşadı. Evleri Pietà’daki Villa Guardamangia idi.
Bu yıllar Elizabeth’in hayatında sıra dışı bir dönemdi. Henüz tahta çıkmamıştı ve Malta’daki yaşam, ona gelecekte sahip olamayacağı ölçüde gündelik bir hayat deneyimi sundu. Yıllar sonra Malta’ya yaptığı bir ziyarette ülkeye dönmenin kendisi için her zaman özel olduğunu söyleyerek Prens Philip’le evliliklerinin ilk yıllarında burada geçirdikleri mutlu günleri hatırlattı.
Bu nedenle Malta’yı klasik anlamda bir “Kraliçe Elizabeth tatil destinasyonu” diye tanımlamaktan ziyade hayatı boyunca duygusal bağ taşıdığı seyahat adreslerinden biri olarak görmek daha doğru. Üstelik bağlantı bir sonraki royal kuşağa kadar uzanan küçük bir tesadüf de içeriyor: Meghan Markle, Harry ile tanışmadan önce 2015’te aile köklerini araştırmak amacıyla Malta’yı ziyaret etmişti.
Necker Adası: Diana, William ve Harry’nin Özel Ada Tatili
Prenses Diana’nın Karayipler hikâyesi Nevis’le bitmiyor. 1990’da Diana, henüz çocuk olan William ve Harry’yi alarak Britanya Virjin Adaları’ndaki Necker Adası’na gitti. Ada, Virgin Group’un kurucusu Richard Branson’a ait özel ada olmasıyla biliniyor.
Bu tatilden kalan görüntüler Diana’nın anne olarak hafızalarda kalan en sıcak seyahat kareleri arasında. Resmi görev kıyafetleri yerine büyük tişörtler, şortlar ve şapkalar; protokol yerine plaj… Diana’nın tatillerindeki ortak noktalardan biri burada da ortaya çıkıyor: çocuklarıyla mümkün olduğunca rahat ve gözlerden uzak kalabileceği yerleri seçmek. Necker Island’ın bugünkü ultra-lüks kimliği düşünüldüğünde bu seçim şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak 1990’ların başında özel ada tatili bugünkü kadar yaygın bir ultra-lüks seyahat kategorisi değildi.
Tresco: William’ın Çocukken Gittiği Adaya Kendi Çocuklarıyla Dönmesi
Royal seyahat hikâyelerinde en güzel detaylardan biri aynı yerin yıllar sonra yeniden karşımıza çıkması. Tresco, bunun belki de en iyi örneği. Cornwall açıklarındaki Isles of Scilly’nin bir parçası olan küçük ada, William’ın çocukluk tatillerinden birinin adresiydi. Charles ve Diana, William ve Harry’yi 1989’da Tresco’ya götürdü. O tatilden kalan aile bisikleti fotoğrafları bugün hâlâ Diana döneminin en bilinen yaz kareleri arasında.
Aradan yaklaşık 30 yıl geçti ve William bu kez aynı adaya Kate, George, Charlotte ve Louis ile dönmeye başladı. Adanın cazibesi royal ölçekte şaşırtıcı derecede sade. Otomobil trafiğinin son derece sınırlı olduğu Tresco’da günler bisiklete binmek, plajlara gitmek ve yürüyüş yapmak etrafında şekilleniyor. Tam da bu yüzden William’ın çocukluk tatilini kendi çocuklarıyla tekrarlaması anlamlı.
Courchevel: William ve Kate’in Yeni Nesil Kayak Klasiği
Charles için Klosters neyse William ve Kate için Fransız Alpleri’ndeki Courchevel giderek benzer bir konuma yerleşti. Çift 2016’da George ve Charlotte ile burada aile kayak tatili yaptı. Kensington Palace’ın yayımladığı fotoğraflar, küçük George ve Charlotte’un ilk kez karda oynadığı görüntüler olarak basına servis edildi.
Aile daha sonra Courchevel’e döndü. 2023’te bu kez Louis’nin de dahil olduğu bir aile tatili yaptıkları bildirildi. Böylece Windsorlardaki kayak geleneğinin rotası da nesille birlikte biraz değişmiş oldu: Charles ve Diana’nın Klosters tatillerinin yerini William ve Kate döneminde Courchevel almaya başladı. Ancak değişmeyen bir şey var: Kraliyet ailesi kayak tatilinde büyük otellerden ziyade mahremiyet sağlayan özel chalet’leri tercih ediyor.
Bahamalar: Windsorların Beklenmedik Karayip Bağlantısı
Bahamalar’ın İngiliz Kraliyet Ailesi ile ilişkisi tatilden biraz daha karmaşık ve çok daha eski. Kral VIII. Edward, 1936’da Wallis Simpson ile evlenebilmek için tahttan çekildikten sonra Windsor Dük’ü unvanını aldı. 1940’ta Bahamalar Valisi olarak görevlendirildi ve Wallis ile birlikte Nassau’ya taşındı.
Çift burada Sigrist House’ta yaşadı; Prospect Ridge üzerinde bulunan ev Cable Beach’e bakıyordu. Ancak Bahamalar daha sonra Windsor ailesinin daha keyifli seyahatlerine de sahne oldu. Prenses Margaret ve Lord Snowdon 1960’larda adalarda tatil yaptı. Margaret’ın 1967’de Bahamalar’da çekilen fotoğrafları, dönemin royal jet-set estetiğinin en iyi örneklerinden. Böylece Bahamalar’ın royal hikâyesi bir valilik görevinden Prenses Margaret’ın Karayip tatillerine kadar uzanıyor.
Korfu: Kral Charles ve Kralice Camilla’nın Yunan Yazları
İngiliz Kraliyet Ailesi’nin Akdeniz haritasında Yunanistan’ın yeri düşündüğümüzden daha güçlü. Korfu, özellikle Kral Charles ve Kraliçe Camilla’nın yıllardır tekrar tekrar tercih ettiği yaz destinasyonlarından biri.
Çiftin adada birçok kez tatil yaptığı, Korfu’da kaldıkları dönemlerde özellikle Kerasia’daki Rothschild villasını tercih ettikleri ve zaman zaman Yunan adalarını yatla dolaştıkları aktarılıyor. Korfu doğrudan Camilla’nın favori destinasyonları arasında gösteriliyor; Yunanistan’ın da onun yaz güneşi için en sevdiği kaçışlardan biri olduğunu belirtiyor.
Korfu’nun Charles açısından bir başka anlamı daha var. Babası Prens Philip, 1921’de Korfu’da doğdu. Dolayısıyla adanın kraliyet ailesiyle ilişkisi yalnızca güncel tatillerden ibaret değil; Charles’ın aile geçmişine kadar uzanıyor. Üstelik Korfu yalnızca Charles ve Camilla’nın rotası değil. Prens Edward ve ailesinin de 2022 yazında adada yaklaşık iki hafta tatil yaptığı bildirildi. Bu da Korfu’nun farklı royal kuşakları kendine çekmeye devam ettiğini gösteriyor.
Kefalonya: William ve Kate’in Yeni Favori Yunan Kaçamaklarından mı?
William ve Kate’in tatil haritasındaki en yeni destinasyonlardan biri Kefalonya. 2025 yazında çıkan haberlere göre çift, George, Charlotte ve Louis ile birlikte Temmuz ayında Kefalonia açıklarında birkaç gün geçirdi. Seyahate Kate’in anne ve babası Michael ve Carole Middleton ile başka aile üyelerinin de katıldığı bildirildi. Aile, adanın kıyılarında Lady Beatrice isimli yaklaşık 60 metrelik bir süperyatta seyahat etti.
Tatildeki ana fikir oldukça basitti: deniz, güneş ve ailece mahremiyet. Tatler’ın aktardığına göre aile yaklaşık beş gün boyunca yatta kaldı; çocuklar yüzme ve şnorkelle vakit geçirdi. Özellikle George’un Kefalonya’nın denizaltı yaşamına ilgi gösterdiği ve kendisi için şnorkel ekipmanı alındığı yazıldı. Adanın kuzeyindeki Fiskardo, bu hikâyenin estetik tarafını tamamlıyor. Venedik mimarisini koruyan küçük limanı, yatları ve restoranlarıyla Kefalonya’nın daha rafine yüzlerinden biri olan Fiskardo, son yıllarda uluslararası jet-set’in de uğrak noktalarından.
Kefalonya’yı şimdiden William ve Kate’in “favorisi” ilan etmek için erken. Ancak 2025 tatili, çiftin Yunan adalarını yeni nesil family holiday rotalarına eklediğini gösteren güçlü bir işaret.
Maldivler: William ve Kate’in “İkinci Balayı”
Şeyseller’deki balayından yalnızca üç yıl sonra William ve Kate, bu kez Maldivler’e yöneldi. 2014’te Prens George henüz yedi aylıkken çift, kısa bir baş başa tatil için Noonu Atoll’daki Cheval Blanc Randheli’ye gitti. Dönemin İngiliz basını seyahati kısa sürede çiftin “ikinci balayı” olarak tanımladı.
Seçtikleri adres de tam anlamıyla mahremiyet denklemine uyuyordu. LVMH bünyesindeki Cheval Blanc Randheli, farklı küçük adalara yayılmış villaları, özel plajları, havuzları ve Malé’den deniz uçağıyla ulaşılması sayesinde dış dünyadan kolaylıkla kopulabilen resortlardan. Bugün tesiste 46 villa bulunuyor ve mahremiyet hâlâ otelin en güçlü özelliklerinden biri.
Bu destinasyon, William ve Kate’in seyahat zevkine dair belirgin bir kalıbı da ortaya çıkarıyor: küçük ölçekli, erişimi kontrollü, suyla çevrili ve dış dünyadan kopmayı mümkün kılan yerler. Şeyseller’deki North Adası, Mustique ve Maldivler’in ortak noktası tam olarak bu.
Lech: Prenses Diana’nın William ve Harry’yle Kayak Kaçamağı
Klosters, Charles’la özdeşleşmiş olabilir; fakat Diana’nın kendi kayak haritasında Lech çok daha kişisel bir yere sahip. Avusturya’nın Vorarlberg bölgesindeki küçük kayak köyü, 1990’ların başında Diana’nın William ve Harry ile tekrar tekrar geldiği yerlerden birine dönüştü. Diana ve oğullarının 1991’de Lech’te telesiyejde çekilen fotoğrafları bugün bile en tanınan royal ski kareleri arasında.
Asıl önemli detay ise bunun tek seferlik bir tatil olmaması. Avusturya kamu yayıncısı ORF’nin Hotel Arlberg’in sahipleriyle yaptığı röportaja göre Diana, oğullarıyla birlikte beş farklı kayak tatilini Hotel Arlberg’de geçirdi. Otelin eski sahibi Helga Schneider, Diana’yı son derece doğal ve rahat biri olarak hatırlıyor.
Diana burada royal protokolden mümkün olduğunca uzak duruyordu. Otelin restoranında diğer misafirlerle yemek yediği, çocukların kayak derslerine devam ettiği ve ailenin mümkün olduğunca normal bir kayak tatili geçirdiği anlatılıyor. 2026’da otelin sahibi Hannes Schneider da Lech’in William ve Harry’nin “sadece çocuk olabildiği” yerlerden biri olduğunu söyledi.
Ischia: Kraliçe Camilla’nın Çocukluğundan Kalan İtalyan Yazı
Kraliçe Camilla’nın favori tatil yerleri arasında en kişisel olanlardan biri Ischia. Napoli Körfezi’ndeki volkanik ada, Charles ile yaptığı royal tatillerden önce, Camilla’nın çocukluğuna uzanıyor. Shand ailesinin her yıl Ischia’ya gittiği ve Camilla’nın burada geçirdiği yazları özellikle İtalyan yemeklerine duyduğu sevginin başlangıcı olarak gördüğü biliniyor.
Camilla bu çocukluk geleneğini yetişkinliğinde de sürdürdü. Kendi çocukları Tom Parker Bowles ve Laura Lopes’u da yaz aylarında yaklaşık iki haftalık tatiller için Ischia’ya götürdüğü aktarılıyor. Bu nedenle Ischia’yı listeye eklemek önemli. Burada bir kral, saray veya özel yat hikâyesinden çok daha gündelik bir şey var: bir kraliyet üyesinin çocukluğundan yetişkinliğine taşıdığı aile tatili alışkanlığı.
Ve Camilla’nın hatırladığı detayların çoğunun gastronomik olması ayrıca güzel: vitello al limone, kızarmış kabak, balık ve pasta… Ischia onun için yalnızca bir ada değil, İtalyan mutfağıyla kurduğu bağın başlangıcı.
Birkhall: Charles ve Camilla’nın Asıl İskoç Kaçamağı
Balmoral kraliyet ailesinin genel buluşma noktasıysa, Birkhall Charles ve Camilla’nın daha kişisel sığınağı. Balmoral Estate sınırları içindeki ev, daha önce Ana Kraliçe’ye aitti ve Charles’ın çocukluğundan beri güçlü bir bağ kurduğu yerlerden biri. Charles ve Camilla 2005’teki düğünlerinden sonra balayının ilk bölümünü de Birkhall’da geçirdi.
Charles daha sonra Birkhall’dan söz ederken burayı kendisi için özel yapan şeylerden birinin bahçenin büyükannesi tarafından şekillendirilmiş olması olduğunu anlattı. Town & Country de Balmoral Kraliçe II. Elizabeth ile özdeşleşirken Birkhall’ın Charles’ın favori evlerinden biri olarak görüldüğünü belirtiyor. Camilla açısından da burası sevdiği açık hava yaşamına fazlasıyla uygun. Çiftin İskoçya’da uzun yürüyüşler yaptığı, balık tuttuğu, Highland Games’i izlediği ve aileleriyle vakit geçirdiği biliniyor.
Bu yüzden Balmoral bölümünün yanında Birkhall’a ayrıca yer vermek anlamlı. Balmoral “Windsorların yaz evi” ise Birkhall biraz daha Charles ve Camilla’nın kendi dünyası.
Cornwall: Camilla’nın İngiltere İçindeki Favori Kaçışlarından
Camilla’nın seyahat zevkinde gösterişli uzak destinasyonlar kadar İngiltere kırsalı da güçlü bir yere sahip. Cornwall, onun yıllardır tercih ettiği staycation bölgelerinden. Charles ve Camilla burada Restormel Manor’ı kullandı; Fowey Valley’deki 16. yüzyıldan kalma ev, büyük bir resorttan çok kırsal bir İngiliz malikânesi atmosferinde.
Camilla’nın burada bahçelerle ilgilenmekten çevrede yürüyüş yapmaya kadar oldukça sakin bir rutin tercih ettiği aktarılıyor. Restormel Castle’ın kalıntıları da evin hemen yakınında. Bu bölüm, royal seyahatin mutlaka özel jet ve tropik ada anlamına gelmediğini gösteriyor. Camilla’nın favorileri arasında Korfu ve Ischia kadar Cornwall ve İskoçya’nın bulunması seyahat zevkinin iki farklı yönünü ortaya çıkarıyor: Akdeniz güneşi ve İngiliz kırsalı.
Sandringham: Kraliyet Ailesinin Noel Adresi
Balmoral yaz aylarının sembolüyse, Sandringham Noel’in karşılığı. Norfolk’taki Sandringham Estate, 1862’den beri kraliyet ailesinin özel mülklerinden ve Windsorların yıl sonu ritüellerinin merkezinde. Aile geleneksel olarak Noel döneminde burada bir araya geliyor ve Christmas Day’de St Mary Magdalene Church’teki ayine birlikte yürüyor.
Gelenek Kraliçe II. Elizabeth döneminde dünya çapında tanındı ve Kral Charles döneminde de sürüyor. 2025 Noel’inde Charles ve Camilla yine Sandringham’da kraliyet ailesini ağırladı. William ve Kate’in de estate ile kendi özel bağları var. Ailenin uzun yıllar kullandığı Anmer Hall, Kraliçe II. Elizabeth tarafından çiftin kullanımına verilmişti ve özellikle çocuklarının küçük olduğu yıllarda önemli aile evlerinden biri oldu.
Jamaica: Prenses Margaret’ın Karayip Jet-Set Yılları
Prenses Margaret’ın Karayip sevgisini yalnızca Mustique üzerinden okumak eksik kalır. 1950’lerden itibaren Karayipler, Margaret’ın hem resmi ziyaretlerinde hem de daha özgür tatil hayatında tekrar tekrar karşımıza çıktı. Özellikle Jamaica, dönemin aristokrat ve Hollywood çevresinin gözde kış kaçışlarından biriydi. Noël Coward, Ian Fleming ve daha sonra Prenses Margaret gibi isimlerle ada, 20. yüzyılın ortasında kendine özgü bir jet-set kültürü geliştirdi.
Margaret’ın seyahat anlayışında da bu dünyanın izleri vardı: uzun öğle yemekleri, yüzme, arkadaşlarla geçirilen günler ve mümkün olduğunca Londra protokolünden uzak bir sosyal hayat. Fakat Margaret için tek bir “favori Karayip adası” seçeceksek Mustique hâlâ açık ara önde. Güncel royal tatil derlemeleri de Mustique’i onun favori tatil destinasyonu olarak tanımlıyor.
Kraliyet ailesinin tatil tercihleri, lüksün tanımını da değiştiriyor. Burada asıl ayrıcalık, her zaman en pahalı süit ya da en gösterişli otel değil; geri dönmek isteyeceğiniz, kendinizi güvende hissedeceğiniz ve mümkünse kimsenin sizi bulamayacağı bir yer.




