Simay Bülbül’ün Çeyiz Koleksiyonu: Gelenekten Geleceğe Bir Yolculuk
Simay Bülbül, Çeyiz Koleksiyonu ile geleneksel el emeğini modern yaşamla buluşturuyor. Kapadokya’daki kadın kooperatifleriyle iş birliği yapıyor.
Perveran markasının kurucusu Simay Bülbül, Çeyiz Koleksiyonu ile geçmişten gelen el emeğini günümüz yaşamına entegre ediyor. Kapadokya’daki kadın kooperatifleriyle kurduğu işbirliği ve sergi tasarımı sayesinde çeyizi, sadece bir hatıra olarak değil, yaşayan bir değer olarak yeniden yorumluyor.
Çeyiz, Anadolu kültüründe nesiller boyunca aktarılan emek, sabır ve niyetin bir sembolüdür. Simay Bülbül, Perveran çatısı altında oluşturduğu Çeyiz Koleksiyonu ile sandıklarda unutulmuş el işlerini günümüz estetiğiyle harmanlayarak, bu mirası yeniden canlandırıyor. Bu röportajda koleksiyonun ilham kaynağından dönüşüm sürecine, Kapadokya sergisinden 2027’de planlanan disiplinler arası enstalasyona kadar uzanan yolculuğu ele alıyoruz.
Simay Bülbül, bu koleksiyonu tasarlarken Anadolu’nun farklı bölgelerinden toplanmış el emeği parçalarını, geleneksel dokuları ve zanaat izlerini modern estetik anlayışıyla yeniden yorumladığını belirtiyor. Amacı, geçmişi nostaljik bir vitrine kapatmak değil, onu günümüz yaşamına entegre etmek. Bu koleksiyon, geçmişten bugüne uzanan bir teşekkür niteliğinde; Anadolu kadınlarının emeği ve sabrı için bir anı olarak ortaya çıkıyor.
Çeyizlerin, zamanla unutulmuş ama güçlü bir hafızaya sahip olduğunu ifade eden Bülbül, bu koleksiyonun çıkış noktasını, “Ya bu emek yeniden hayata karışsa?” sorusuyla tanımlıyor. Çeyizi, günümüz kadınları için yeniden anlamlandırmak, bir güç ve hikaye olarak ele almak istediğini vurguluyor. Sandıkta saklanan değil, evin içinde yaşayan, kullanılan parçalar yaratmayı hedefliyor.
Koleksiyonda yer alan danteller, oyalar ve kumaşlar, Bülbül’ün yaklaşık on yıl boyunca Anadolu’nun farklı yerlerinden topladığı özel bir arşivin parçası. Bu parçalar, geçmişe ait hikayeleri barındırıyor. Bülbül, genç yaşta yaptığı dantelleri evlenince kullanamayan bir kadının hikayesinin kendisini derinden etkilediğini ve çeyizin bazen yarım kalmış bir hayalin sessiz tanığı olabileceğini ifade ediyor.
Kapadokya’da açılacak çeyiz sergisi, koleksiyondaki bazı parçaların modern kıyafetlere dönüştüğü, bazılarının ise sergi için ayrıldığı bir alan olacak. Bülbül, her çeyiz parçasına bir emanet gibi yaklaştığını ve bazı parçaların günlük hayata karışmasından çok, durup düşünmeyi hak ettiğini belirtiyor. Sergi için ayrılan parçaların, kendi hikayelerini yüksek sesle anlattığını ifade ediyor.
Bu dönüşüm sürecinde geçmişin sesini bastırmadan bugünü konuşabilmeyi hedefleyen Bülbül, modern bir gömleğe dönüştürürken, geleneksel işçiliği merkeze alan sade ve güçlü bir form yaratmaya çalıştığını aktarıyor. Kapadokya’daki kadın kooperatifleriyle kurduğu iş birliği, koleksiyonun en önemli değerlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu iş birliği, zamanla güvenle şekillenen bir yol arkadaşlığına dönüşmüş durumda.
Kapadokya’da hazırlanan serginin en heyecan verici yönü, bir gösterim alanı olmaktan çok, bir paylaşım alanı olması. Bülbül, serginin, yıllardır biriken hikayelerin ve emeğin görünür olduğu bir durak olacağını belirtiyor. Ziyaretçilerin, sergide bir sandığın açılma anını, bir annenin kızına bıraktığı emeği hissetmesini istiyor. Bu sergi, geçmişle bugünü bir araya getiren bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Bülbül, bu koleksiyonun yalnızca bir moda projesi değil, aynı zamanda kültürel bir hafıza ve anlatı bırakmayı hedeflediğini vurguluyor. Gelecekte daha geniş kapsamlı projelerin de geleceğini belirtiyor. Perveran markası, Anadolu’nun kalbinde bir mekân açarak, bu tür anlatıların filizlenebileceği bir hafıza alanı oluşturmayı amaçlıyor. 2027’de gerçekleştirilecek olan disiplinler arası enstalasyon deneyimi ise, Anadolu’nun kültürel anlatılarını bir araya getiren bütüncül bir kurgu olacak.




