83 Yaşındaki David Noble, Eşine Verdiği Sözü Umre ile Yerine Getirdi

David Noble, vefat eden eşine verdiği sözü yerine getirmek için 83 yaşında umreye gitti ve kutsal topraklarda anlamlı bir deneyim yaşadı.

83 yaşındaki David Noble, hayatını kaybeden eşi Sandra Susan Noble ile birlikte umre yapmayı uzun zamandır hayal ediyordu. Eşinin vefatından sonra bu hayalini gerçekleştiremeyen Noble, nihayet kutsal topraklara giderek eşiyle yaptığı bu planı yerine getirdi.

Noble, umre ziyaretinin ardından Mekke ile Medine arasındaki yaklaşık 450 kilometrelik hicret yolculuğunun bir kısmına da katıldı. Yaklaşık 20 yıl önce eşiyle birlikte Müslüman olan Noble, İslam’la tanışmasının üvey oğlu Mustafa Davis sayesinde gerçekleştiğini belirtti.

Bir zamanlar katı bir Hristiyan olan Noble, üvey oğlunun genç yaşta evden ayrılıp geri döndüğünde kendisine İslam’ı anlattığını ifade ederek, “Bana getirdiği en büyük hediye İslam oldu.” dedi.

Noble, eşinin hastalığı süresince ona bakarak İslam’ı daha derinlemesine araştırmaya başladığını ve bu dinin hayatına anlam kattığını söyledi. “İslam, insanlara nasıl yaşaması gerektiğini öğreten çok güzel bir yol haritası sunuyor.” diyen Noble, insanların dış görünüşlerinin değil, iyilik yapmalarının önemli olduğunu vurguladı.

Üvey oğlu Davis’in kendisini umreye gitmeye teşvik ettiğini aktaran Noble, bu teklifi hemen kabul ettiğini ve hicret yürüyüşünün zorlukları hakkında Davis’in kendisini uyardığını belirtti. “Bana bunun kolay bir yürüyüş olmadığını söyledi. Ben de ‘Hayat zaten kolay değil, yapalım gitsin.’ dedim.” ifadelerini kullandı. Fiziksel zorluklar nedeniyle yolculuk sırasında yorulana kadar yürüdüğünü, sonrasında araçla devam ettiğini ifade etti.

Kutsal topraklara yaptığı ziyaretin kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu dile getiren Noble, Kabe’yi ilk gördüğü anı şu sözlerle anlattı: “Oğlum başımı kaldırmamı söylediğinde Kabe’yi ilk kez gördüm. Düşündüğümden çok daha büyüktü ve hayal edebileceğimden çok daha güzeldi. Tasarımı sade ama çok ruhani bir atmosferi var. Bunu gerçekten orada bulunmadan anlamak mümkün değil.”

Noble, bu yolculuğu hayatının en anlamlı deneyimlerinden biri olarak gördüğünü belirtti. Ayrıca, hayatının son döneminde bu yolculuğu yapabilmiş olmaktan dolayı Allah’a şükrettiğini ifade etti. Ölüm düşüncesinin kendisini korkutmadığını söyleyen Noble, “İslam hakkında öğrendiğim her şey bana umut veriyor. Öldüğümde ruh eşim Sandy ile yeniden buluşabileceğim düşüncesi benim için büyük bir teselli.” dedi.

Üvey oğlu Mustafa Davis, Noble’ın bu anlamlı yolculuğunu “In Her Name” (Onun Adına) adlı bir belgesel haline getirdi. Davis, geçmişte üvey babasıyla ilişkilerinin her zaman iyi olmadığını belirterek, “Bana yıllar önce ikimizin de Müslüman olacağını ve Kabe’nin etrafında kol kola tavaf edeceğimizi söyleseydiniz size ‘Delirdiniz mi?’ derdim.” diye konuştu.

Davis, David Noble’ın ciddi sağlık sorunlarına rağmen bu yolculuktan vazgeçmediğini, üvey babasının daha önce bypass ameliyatı geçirdiğini, felç yaşadığını ve seyahatten kısa süre önce kalp krizi geçirdiğini söyledi. Ancak Noble’ın kararlılığını koruduğunu belirten Davis, onun şu sözlerini paylaştı: “Eğer hicret yolunda sadece iki adım bile atabilirsem, Peygamber Efendimize olan sevgimi göstermek için bu benim için yeterli olur.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu