Zeynep Erol’un ‘Yaşama Sevinci’ Koleksiyonu: Bir Manifesto
‘Yaşama Sevinci’ koleksiyonu, Zeynep Erol’un kişisel yolculuğunu ve yaşamın anlamını yansıtan bir manifesto niteliğinde.
Tasarımcı Zeynep Erol, mücevher tasarımını değerli taşlardan çok, bu taşların arkasındaki hikayelerle anlamlandırıyor. Erol’un yeni koleksiyonu ‘Yaşama Sevinci’, aynaya bakma cesareti, kırılganlıktan doğan güç ve yaşamın zorluklarına rağmen hayata tutunma çabası üzerine bir kişisel manifesto niteliği taşıyor.
“Yaşama Sevinci” oldukça güçlü, neredeyse manifesto gibi bir isim. Bu koleksiyon sizin için nasıl doğdu?
Zeynep Erol, ‘Yaşama Sevinci’ koleksiyonunun, Türkiye ve dünyanın geçtiği zor dönemlerden etkilendiğini belirtiyor. Her gün karamsar haberlere uyanan insanların, kendilerini iyi hissetmeyi unuttuklarını vurgulayan Erol, bu koleksiyonla birlikte içsel güzellikleri ve iyilikleri görmeyi teşvik etmek istediğini ifade ediyor.
Koleksiyonda yaşamın izleri, yüzleşmeler, kayıplar ve içsel diyalog merkezde. Mücevheri bir ifade alanına dönüştürebilmek sizin için ne ifade ediyor?
Zeynep Erol, takı ve heykelin, iç hesaplaşmalarını ifade etmenin bir yolu olduğunu dile getiriyor. Kimi insanlar şarkı söyleyerek ya da dans ederek kendilerini ifade ederken, Erol, sanatını ve kendisini mücevherler aracılığıyla ifade etmeyi tercih ettiğini belirtiyor.
“
“Bu koleksiyon, hepimize aynaya baktıkça kendimizde gördüklerimizle hissettiklerimize sadık kalarak denge yaratma amacını güdüyor.”
Koleksiyondaki her parçanın tek ve eşsiz olması, bugünün hız ve tüketim kültürüne bilinçli bir karşı duruş mu? Mücevhere yüklediğimiz “benzersizlik” kavramını nasıl yeniden tanımlıyorsunuz?
Erol, koleksiyon ve sergilerinde her zaman tek ve biricik tasarımlar yapmayı tercih ettiğini vurguluyor. Her bireyin eşsiz olduğunu belirten Erol, ticari kaygılarla üretilen mücevherlerin sanatsal değerini kaybettiğini ifade ediyor. Son yıllarda artan tüketim hızına karşı, özel mücevherler ve heykeller yaratmanın kendisi için büyük bir keyif olduğunu dile getiriyor.
Ayna, bu koleksiyonun en güçlü sembollerinden biri. Bu simge, tasarımlarınızın özünde bir gerçeklik alanı mı, yoksa bir yanılsama mı?
Ayna, Erol’un koleksiyonunun ana malzemesi olarak öne çıkıyor. Elmasla birlikte kullanıldığı bu koleksiyonda, gerçeklik ve yanılsama arasındaki geçişlerin ruh haliyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.
“İstediğin kadar süsle, gerçeklerden kaçamadığın yerdir ayna” diyorsunuz. Bu cümle koleksiyonun kalbi gibi. Sizce insan kendini en çok ne zaman gerçekten görür?
Erol, gerçeklerden kaçmanın imkansız olduğunu ve herkesin bir gün yüzleşmek zorunda kalacağını ifade ediyor. Aynaya bakıldığında, kişinin kendine ne kadar dürüst olursa o kadar şifa bulabileceğini belirtiyor.
Elmas bu koleksiyonda klasik anlamından farklı bir yerde duruyor. Elması bir statü sembolünden çok kavramsal bir malzeme olarak ele almak sizin için ne ifade ediyor?
Zeynep Erol, elmasın bu koleksiyonda, statü sembolü olmaktan çok, ayna gerçeğinin diğer yüzünü temsil ettiğini, güzellik kavramıyla bağ kurduğunu ifade ediyor.
Koleksiyonda yer alan gümüş detaylı bronz heykel, “Yaşama Sevinci”nin anlatısını nasıl tamamlıyor? Onu bu seçkiye dahil etme fikri nasıl ortaya çıktı?
Erol, ‘Lotus Kadın’ heykelinin, en zor koşullarda bile açabilen bir güzelliği temsil ettiğini belirtiyor. Bu heykel, kırılgan ama güçlü bir güzellik simgesi olarak öne çıkıyor.
Bu koleksiyon, aynı zamanda zor zamanlarda hayata tutunma haliyle de ilgili. Sizce mücevher, insanın ruh halini dönüştürme gücüne sahip mi?
Mücevherin, Erol’un ellerinde bir sanata dönüştüğünde ruh halini de değiştirdiğini belirtiyor. Takının artık sadece bir süs eşyası olmadığını, sanatsal ve güçlü bir ifade aracı haline geldiğini vurguluyor.
“Yaşama Sevinci”ni takan birinin aynaya baktığında ne hissetmesini istersiniz? Bu koleksiyon kimlere sesleniyor?
Erol, bu koleksiyonun, aynaya bakan herkesin kendileriyle hissettikleri arasında bir denge kurmalarını sağlamayı hedeflediğini ifade ediyor.
Bir gün bu koleksiyona geri baktığınızda neyi hatırlamak istersiniz?
Erol, ileride bu koleksiyona döndüğünde, ne kadar yol aldığını ve o günlerde neler hissettiğini sorgulamak istediğini dile getiriyor.
“
“Tüm koleksiyon ve sergilerimde tek ve biricik tasarımlar yapmayı özellikle tercih ederim, zira hepimiz biricik değil miyiz?”
Bugün mücevher sizin için daha çok zamansız bir obje mi, yoksa dönemin ruhunu taşıyan bir anlatı aracı mı?
Erol, her iki tanımın da geçerli olduğunu, mücevherlerin hem yaşamın o anını anlatan kalıcılığa sahip olduğunu hem de zamansızlığın sembolü olduğunu ifade ediyor.
Lüks kavramı sizin dünyanızda nasıl tanımlanıyor?
Erol, sağlıklı olmanın ve hayatın her anından bilinçli olarak keyif almanın lüks olduğunu belirtiyor. Anıları olan objelerin değerli olduğunu, sanatsal ifadelerin hatıraları beraberinde getirdiği için çok kıymetli lüksler olduğunu vurguluyor.
Bu koleksiyon sizin kişisel yolculuğunuzda nasıl bir eşik? “Yaşama Sevinci”nden sonra Zeynep Erol’un içsel yolculuğunda sırada ne var?
Erol, her koleksiyonunun kişisel yolculuğuna eşlik eden bir anlatı olduğunu ve gelecekte neler olacağını merak ettiğini belirtiyor.
ELLE Türkiye Mart 2026 sayısından alınmıştır.




