Kahraman Yaratmanın Zorlukları ve Toplumsal Beklentiler

Kahraman yaratma çabaları ve toplumsal beklentilerin getirdiği zorluklar üzerine derin bir inceleme.

Son günlerde Türkiye, popüler bir sanatçının kurduğu Ahbap Derneği aracılığıyla deprem döneminde yapılan yardımların kötüye kullanıldığına dair tartışmalara sahne oluyor. Bu durum, Brecht’in “Ne yazık kahramanlara ihtiyaç duyan toplumlara…” ifadesini akıllara getiriyor. Yazar, diyalektik düşünce yapısıyla tarihsel olayları özetlerken, iki önemli noktayı vurguluyor: Birincisi, bireylerin her zaman devletin koruması altında olması gerektiği ve bireyin her şeyden daha değerli olduğu gerçeği. İkincisi ise, gerektiğinde devletlerin kahramanlık göstermesi için gerekli adımların atılmasının zorunlu olduğudur. Ne yazık ki, Ahbap Derneği, devletin bu sorumluluğu üstlenmekte geciktiği düşüncesiyle öne çıkıyor. Devletin kahraman olarak algılanmadığı bir ortamda ise alternatif örgütlenmeler ortaya çıkıyor.

Toplum olarak kahraman yaratma arzusunun içindeyiz. İnsanların duygusal zayıflıklarıyla ilgilenmek istemiyor, aksine kahramanlık hikayelerini abartarak paylaşıyoruz. Kahramanlıkları, savaş alanlarındaki olağanüstü başarılarıyla fısıldıyoruz birbirimize. Ancak bu süreçte, olayların gerçekliği ve duyulan hayranlık arasında çelişkiler oluşabiliyor. Bu durumu pek de umursamıyoruz.

Aziz Nesin’in “Sen Gara Değilsin” öyküsü, Gara’nın asılsız kahramanlık hikayesi üzerinden halk kahramanı haline gelmesini anlatıyor. Bazı kişiler, Gara’nın bu sahte kahramanlığını kullanarak yönetici konumuna yükseliyor. Ancak Gara, bir savaş gemisinden sağ kurtulup geri döndüğünde, kendisine atfedilen kahramanlıkla yüzleşiyor. O, bu sahte kahramanlık hikayesini reddediyor ve sonunda kurban oluyor. Gara’nın hikayesi, mevcut düzende bir kahramana duyulan ihtiyacın ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor.

Ayrıca, Milli Mücadele döneminde adları unutulmuş kişilere dair yazdığı “Borçlu Olduklarımız” kitabıyla Aziz Nesin, kişisel çıkarlar uğruna her şeyini feda eden insanları eleştiriyor. Toplumların varlığını sürdürebilmesi için kahramanlara ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor. Bu durum, derin bir çelişkiyi barındırıyor.

Uzun zamandır, sahte kahramanlar yaratma çabaları sürüyor. Para hırsı, her şeyi etkisi altına almış durumda. Yeni neoliberal düzen, kendi kapitalist kahramanlarını topluma sunuyor. Bu yapı, mafya benzeri figürleri de aramıza katıyor. Günümüzün kahramanları, onur ve haysiyetle bağlantıları zayıf olan, gücü elinde tutan kişilerden oluşuyor. Bu kişiler, hukuksuzluğu normalleştirerek lüks yaşam sürüyor ve kendi ideolojileri üzerinden pazar alanı açıyor. Sonuç olarak, bu sahte kahramanlar, gerçek ülke sevgisini hiçe sayarak çıkarları doğrultusunda şekil alıyor.

Oysa, bu tür sahte kahramanlıklar bir anlık bir itişle yıkılabilecek kadar zayıf!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu