Arzu Kaprol 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu: ‘Görünür Olanın Ötesi’

Arzu Kaprol, 2026 İlkbahar-Yaz koleksiyonu ‘Beyond Visible’ ile ışık ve dönüşüm temalarını işliyor.

Arzu Kaprol, 2026 İlkbahar-Yaz sezonunda tanıttığı “Beyond Visible” koleksiyonu ile ışık, hareket ve dönüşüm temalarını ön plana çıkarıyor. Bu koleksiyon, Kaprol’un ilk kez hazırladığı erkek koleksiyonu ile birlikte, teknoloji, zanaat ve zamansız tasarım anlayışını bir araya getiriyor.

Kaprol’un yeni koleksiyonu, modern yaşamın hızına karşı daha derin, yavaş ve duyusal bir bakış açısı sunuyor. Işık kırılmaları, su yansımaları, fraktal desenler ve teknik yüzeylerin kullanıldığı bu koleksiyon, görünür olanın ötesindeki duygulara odaklanarak markanın uzun yıllardır sürdürdüğü fonksiyonel lüks anlayışını yeni bir boyuta taşıyor. Erkek koleksiyonu ise Arzu Kaprol’un evrenine sade, güçlü ve çok yönlü bir karakter kazandıran önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Koleksiyonun yaratım sürecine dair düşüncelerini paylaşan Kaprol, modern yaşamın yüzeysel akışına karşı daha derin bir bakış açısı geliştirmeyi amaçladığını belirtiyor. Işığın, suyun ve hareketin bıraktığı izleri bir duygu dili olarak yorumlamayı hedefleyen tasarımcı, siluetlerde akışkan ama net formlar kullanarak teknik yüzeylerle doğal dokuları bir araya getiriyor. Işıkla etkileşen yüzeyler ve fraktal desenler, görünür olanın ötesindeki o ikinci hissi temsil ediyor.

Kaprol, moda ile sanat ve mimari arasındaki ilişkiyi de vurgulayarak, moda tasarımının yalnızca giyimle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sanat, mimari ve teknoloji ile sürekli etkileşim içinde olduğunu ifade ediyor. Koleksiyonunu üç kelimeyle tanımlaması istendiğinde ise “Işık”, “denge” ve “cesur dönüşüm” yanıtını veriyor. Bu üç kelime, koleksiyonun hem fiziksel hem de duygusal anlamda daha sade, akışkan ve katmanlı bir yaşam hissini yansıttığını belirtiyor.

Kaprol, 2026 İlkbahar-Yaz sezonunda ilk kez sunduğu erkek koleksiyonu ile kadın ve erkek koleksiyonları arasında güçlü bir bağ kurduğunu ifade ediyor. Modern gardıroplarda işlevselliğin artık bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Kaprol, dönüşebilen ve çift yönlü kullanılabilen tasarımların önemine dikkat çekiyor. İnsanların daha az ama daha doğru parça ile yaşamak istediğini belirten tasarımcı, bu nedenle işlevselliği ön planda tutuyor.

Koleksiyonda teknik yüzeyler ile doğal dokuların birleşimi, zanaat ile inovasyonu bir araya getirirken Kaprol’u en çok heyecanlandıran nokta, insan eliyle yaratılan duygunun yerini hiçbir şeyin tutamayacağı gerçeği oluyor. Deri, Kaprol’un markasının en güçlü imzalarından biri olarak öne çıkarken, lazer kesimler, zincir örgüler ve ışıkla etkileşen yüzeyler bu sezonun dikkat çeken unsurları arasında yer alıyor. Kaprol, derinin zamanla değişen ve kullanıcıyla birlikte karakter kazanan bir yüzey olduğunu vurguluyor.

Uzun süredir giyilebilir teknolojiler üzerine çalışan Kaprol, moda ve teknoloji ilişkisini de değerlendiriyor. Gelecekte bu ilişkinin dönüşümünün, teknolojinin tasarımın içinde görünmeden var olabildiği insani noktalarda başlayacağını belirtiyor. Akıllı giysilerin ve sistem entegrasyonunun artmasıyla birlikte, yavaş yaşam kültürünün de önem kazandığını ifade ediyor.

Yerli üretim ve sürdürülebilirlik konularında da görüşlerini paylaşan Kaprol, Türkiye’nin güçlü bir moda dili oluşturabileceğine inanıyor. Sıfır ithalat politikası ile yerel üretimin önemine dikkat çekerken, zamansız tasarımın kriterleri arasında kaliteli malzeme, iyi kalıp ve sade ama karakterli bir tasarım dilinin bulunduğunu belirtiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu