Bir Bağımlının Hikayesi: Urchin

Urchin, sokaklarda yaşayan bir bağımlının dokunaklı hikayesini anlatıyor. Yönetmen Eliza Hittman’ın yeni filmi dikkat çekiyor.

Urchin, hem sokak çocuğu hem de deniz kestanesi anlamına gelen bir kelime. Filmimizin baş karakteri Mike, bu iki tanımı da fazlasıyla yansıtıyor. Beş yıldır sokaklarda yaşayan Mike, aynı zamanda bir bağımlı. Her gün yanından geçtiğimiz, çoğu zaman farkına bile varmadığımız görünmezlerden biri. Bozuk para dilenerek geçimini sağlarken, diğer sokak çocuklarıyla yemek yiyor ve zaman zaman cüzdanını çalan bir arkadaşıyla tartışmalara giriyor. Ancak bir gün yaptığı bir hata, onun hayatını köklü bir şekilde değiştirecek olayların tetikleyicisi oluyor. Bu noktadan sonrası için izleyicilere sürpriz bırakmak en iyisi.

2017 yılında vizyona giren ve o yılın en iyi bağımsız filmlerinden biri olarak kabul edilen Beach Rats, bize iki yeteneği tanıtmıştı: Yazar ve yönetmen Eliza Hittman ile başrol oyuncusu Harris Dickinson. New York’ta geçen bu film, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle bedenini yaşlı erkeklere satan bir gencin hikayesini ele alıyordu. Hittman, sonrasında Never Rarely Sometimes Always ile izleyicilerin kalbini fethetti ve artık tanınmış yönetmenler arasında yer alıyor. Yeni projelerini merakla bekliyoruz.

Beach Rats ile tanınan Harris Dickinson, o dönemde 21 yaşındaydı ve oyunculuk kariyerine tiyatroda başladığı gibi sinemada da önemli roller üstlenerek devam etti. Beach Rats’ten sonra, Getty ailesinin kaçırılan oğlunu canlandırdığı Trust mini dizisi ile geniş bir izleyici kitlesinin dikkatini çekti. Ancak onu asıl tanıtan yapım, Altın Palmiye ödüllü Triangle of Sadness oldu. Ruben Östlund’un yönettiği bu filmde Dickinson, bir mankeni canlandırarak dikkatleri üzerine çekti. Genç yaşta hayatını kaybeden Charlbi Dean ile birlikte, filmdeki güzellikleri temsil ettiler. Son olarak, Nicole Kidman ile başrol paylaştığı Babygirl filmiyle de izleyicileri etkileyen performansını sergiledi.

Yönetmen Eliza Hittman’ın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı Urchin, onun ilk uzun metrajlı filmi olma özelliğini taşıyor. Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen film, iki ödülle festivalden ayrıldı. Sinema eleştirmenlerinin en iyi film ödülü olan FIPRESCI Prize ve En İyi Erkek Oyuncu ödülü, Urchin’in kazandığı önemli ödüller arasında yer aldı.

Filmin en dikkat çekici yanı ise başrol oyuncusu Frank Dillane’in performansı. Sürekli gülümseyen yüzüyle, ilk sahneden itibaren izleyicilerin gönlünü kazanıyor. Kirli yüzü ve dağınık saçlarıyla, mizah anlayışını kaybetmeyen bu karakterle izleyiciler arasında bir bağ kuruluyor. Mike karakteri, film boyunca hem üzüntü hem de sevinç yaşatıyor. İlerleyen projelerinde kendisini yeniden izlemek için sabırsızlanıyoruz.

Urchin, sokaklarda yaşam ve bağımlılık temasını klişelere düşmeden ele alıyor. Karakterlerin zayıflıklarını ve kusurlarını yüceltmeden, doğal bir şekilde perdeye yansıtıyor. Yan karakterler ve sosyal yapılar da benzer bir anlayışla ele alınıyor. Herkesin anlaşılmayı hak ettiği bir ortam yaratıyor. Film, Mike Leigh ve Ken Loach gibi ustaların eserlerini akıllara getiriyor. Anların güzelliğini yansıtan sahneler, gündelik hayatta geçen sıradan sohbetler ve bir Türk bakkalında geçen dokunaklı anlar ile izleyicilere derin bir deneyim sunuyor. Urchin, Andersen’in Kibritçi Kız masalını hatırlatan etkileyici finaliyle izlenmeye değer bir yapım.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu