Boran Kuzum, Big Mistakes Dizisi ve Global Kariyer Hedeflerini Anlattı
Boran Kuzum, Big Mistakes dizisindeki rolü ve kariyer hedefleri hakkında OGGUSTO’ya konuştu.
Boran Kuzum, Netflix’in ABD yapımı Big Mistakes dizisinde üstlendiği rolü, set deneyimlerini ve uluslararası kariyer hedeflerini OGGUSTO’ya verdiği röportajda aktardı. 9 Nisan 2026’da yayın hayatına başlayan dizide, Kuzum’un canlandırdığı Yusuf karakteri, hem hikaye içindeki rolü hem de tarzıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamlı röportajda, Kuzum projeye katılım sürecinden ABD’deki set düzenine, rolüne yaklaşımından stil tercihine kadar birçok konuyu içten bir şekilde ele aldı.
Big Mistakes dizisi üzerinden ilerleyen söyleşi, Kuzum’un kariyerinde yeni bir dönemin nasıl şekillendiğini ve gelecekteki hedeflerini gözler önüne seriyor.
Boran Kuzum ile ABD galasına gitmeden bir gün önce bir araya geldik. Kuzum, Netflix‘in suç-komedi dizisi Big Mistakes‘teki performansıyla dikkat çekiyor. Röportaj günü, diziyi izlemeyi tamamladım ve bu yapımın komedi unsurları damak tadıma hitap ettiği için hızlıca izleyip bitirebildim.
Boran’ın İngilizce bir yapımda parlayışını izlemek oldukça keyifliydi. Özellikle Türk kültüründen eklediği unsurlar ve arada sinirlenince kullandığı Türkçe kelimeler beni oldukça eğlendirdi. OGGUSTO özel röportajlarında, yalnızca gerçek haber değeri taşıyan anlar arıyorum ve bu da öyle bir an oldu.
Cozy’de buluştuğumuzda, galadan bir gün önce olduğu için heyecanı gözlerinden okunuyordu. Yıllar önce bir kapakta konuk ettiğimiz Boran’a, sadece bu diziyi ve oyunculuğunun bu önemli anını sormak istedim.
Özge Dinç: “Bu kombininle sanki karşımda ‘Big Mistakes’te oynadığın Yusuf’u görüyor gibiyim. Diziden dolayı seçtiğin bir tarz mı?”
Boran Kuzum: “Aslında Yusuf, benim de giyebileceğim tarzda kıyafetler giyiyordu. Kostüm tasarımcılarımız çok başarılıydı ve bize geniş bir oyun alanı sundular.”
Ö. D: “Stiline en çok önem veren oyunculardan birisin. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?”
B. K: “Biz oyuncular için her şey biraz iç içe geçmiş durumda. Rolüme hazırlanırken karaktere uygun look book’lar hazırlamayı seviyorum. Dış görünüşten içe doğru bir hazırlık yapıyorum. Look book’larımda genellikle moda dergilerinden seçtiğim kareler var. Bir karakterin giyimi, o karakterle ilgili birçok ipucu veriyor.”
Ö. D: “Sadece iyi fotoğraflara bakmayı değil, fotoğraf çekmeyi de sevdiğini biliyorum.”
B. K: “Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Profesyonel bir fotoğrafçı gibi olmasam da, gittiğim yerleri, arkadaşlarımı ve anılarımı ölümsüzleştirmeyi seviyorum.”
Ö. D: “Diziyi izlerken çok eğlendim. Gurur anı!”
B. K: “Ben de diziyi çok beğendim. Şu an PR sürecindeyiz, sevdiğim bir işin tanıtımını yapmak gerçekten daha fazla özgüven ve mutluluk getiriyor.”
Ö. D: “Projeye nasıl dahil oldun?”
B. K: “Rol için audition gönderdim. Başlangıçta rolün milliyeti farklıydı, ama benim oynamamla Türk karaktere dönüştü.”
Diziye seçildiğimde heyecandan Bostancı’da kayboldum.
Ö. D: “Seçildiğini duyduğun an ne yaptın?”
B. K: “O gün Bostancı Tren İstasyonu’na kuzenimi götürüyordum ve haberi alınca kayboldum. Navigasyona bakmadan doğru yolu bulamadım.”
Ö. D: “Set süreci nasıldı? Türkiye’den farklı mıydı?”
B. K: “Dizi çekimlerine başlamadan yaklaşık iki hafta önce ABD’ye gittim. Çekimler 2,5 ay sürdü. Oradaki set, teknik açıdan Türkiye’yi aratmayacak kadar iyiydi. Ancak ABD’de ilk kez hafta sonu tatili yaptım, bu benim için yeni bir deneyimdi.”
Ö. D: “Global sahneye taşınmak, bu proje özelinde bir adım mıydı?”
B. K: “Ülke olarak globalleşiyoruz. Dijital platformlar sayesinde daha geniş bir kitleye ulaşabiliyoruz. Global projelerde yer almak uzun zamandır hedeflerim arasında yer alıyordu ve bunun için çalıştım.”
Ö. D: “Bundan sonraki planın Türkiye’de kalıp global işler yapmak mı?”
B. K: “Kendinizi global düzlemde hissettiğinizde, doğru hikaye ile hangi coğrafyada olursanız olun izleyiciye ulaşabiliyorsunuz. ABD yapımlarını izlediğimiz için orada olmak avantaj sağlıyor ama burada daha fazla iş yapmak istiyorum.”
Ö. D: “Senin için oyunculuk anlamak mı, anlatmak mı?”
B. K: “Anlatmak üzerine kurulu. Anladığımı gösteremediğim sürece hiçbir şey ifade etmez.”
Ö. D: “Yusuf karakterinden bahseder misin?”
B. K: “Yusuf, hayallerinin peşinden koşan ama başka bir dünyada kaybolmuş bir karakter. Türk kültüründen gelen detaylar, doğal olarak karaktere yansıyor. Sinirlendiği anlarda Türkçe kelimeler kullanmak, onu daha gerçek kılıyor.”
Big Mistakes’te Türk kültüründen detaylar var. Yusuf’un ne yapacağını bilemediği anlarda yaptığı hareketler, sadece bizim insanımızın anlayacağı şeylerdir.
Ö. D: “Aldığın en sert eleştiri neydi?”
B. K: “Sosyal medya çağında büyüdük. Eleştirilerden kaçınmadım ama önemli olan, kayda değer eleştirileri almak. Yıkıcı bir eleştiri hatırlamıyorum, ama doğru eleştiriler bizi daha ileri taşıyor.”
Biz sosyal medya çağında bu işi yapmaya başlayan genç oyuncular olarak, eleştiri yığınının içinde yaşadık ve büyüdük.
Ö. D: “Bir role evet derkenki kriterin değişti mi?”
B. K: “Hikayeyi her zaman önceliklendirdim. Ancak bazen şartlar değişiyor. Ben şanslıyım, iyi projelerle başladım ama gençken iş seçme lüksüm yoktu.”
Ö. D: “Zamanla yarışıyormuş gibi hissediyor musun?”
B. K: “Hepimiz zamanla yarışıyoruz. Stabil bir işimiz olmadığı için bu his daha belirgin. Ama kaçırmamak için çaba sarf ediyorum.”
Ö. D: “Geleceğe dair hissettiğin temel duygu ne?”
B. K: “Heyecan ve belirsizlik var ama kaygı yok. Anı yaşamaya odaklanıyorum. Negatif duyguların ömrü iki gün gibi geliyor.”
Geleceğe ilişkin heyecan var, belirsizlik var ama artık kaygı yok. Anı yaşamaya odaklanıyorum.
Ö. D: “Bunun sana yararı ne oldu?”
B. K: “Daha huzurlu bir insan oldum. Geçmiş ve gelecek kaygısı taşımadan anı yaşamayı öğrendim.”
Ö. D: “Meslekte kaçıncı senen?”
B. K: “11. senem. Zamanın nasıl geçtiğini düşünmüyorum, ama minnettarım.”
Bence meslekteki ilk kutlamamı ikinci işimde, ‘Muhteşem Yüzyıl: Kösem’de yaptım.
Ö. D: “Ankara’dan gelirken ABD yapımına uzanacağını hayal etmiş miydin?”
B. K: “Bunu hiç hayal etmemiştim. İstanbul’a konservatuvar okumaya geldim ve iyi bir oyuncu olabileceğim konusunda kaygılarım vardı.”
Özcan Alper’in ‘Sonbahar’ filmi, benim oyuncu olmak istediğimi net bir şekilde zihnime kazıyan bir filmdi.
Ö. D: “İnsan birden oyuncu olmaya mı karar veriyor?”
B. K: “Evet, Özcan Alper’in ‘Sonbahar’ filmi beni çok etkiledi. Ayrıca John Osborne’un ‘Öfke’ oyunu da mesleğin önemini bana hatırlattı.”
Ö. D: “İnişli dönemlerini nasıl atlatıyorsun?”
B. K: “Atlatamıyorum, bu dönemler dönüşüyor. Negatif duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini düşünüyorum.”
İnişleri atlatamıyorum. Onlar bir şekilde dönüşüyor. Atlatmak zorunda değilim gibi hissediyorum.
Ö. D: “Gün içinde genelde ne yapıyorsun?”
B. K: “Evdeyimdir ve muhtemelen aylak aylak yatıyorumdur. Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum.”
Ö. D: “Seyahat alışkanlığın nasıl?”
B. K: “Yeni gittiğim yerlerde o anları ve insanları fotoğraflamayı seviyorum. Eğer oyuncu olmasaydım, tur rehberi olurdum.”
Ö. D: “Diziyi izleyenlerin tepkilerini görmek nasıl bir his?”
B. K: “Çok heyecanlıyım. Uzun zamandır beklediğim bir projeyi izleyiciyle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.”




