Çerkes Sürgünü: Tarihin Acı Sayfaları 162. Yılında
Çerkes Sürgünü, 162 yıl sonra yine acı ve gözyaşlarıyla anılıyor. Tarihin bu kara lekesi, unutulmamak için anma etkinlikleriyle hatırlanıyor.
Çarlık Rusyası’nın 19. yüzyılda uyguladığı genişleme politikaları sonucunda, Kafkasya’dan zorla sürülen Çerkes halkının yaşadığı büyük felaketin üzerinden tam 162 yıl geçti. 21 Mayıs 1864 tarihinde gerçekleşen ve ‘Büyük Çerkes Sürgünü’ olarak bilinen bu trajik olay, bu yıl da Türkiye ve dünyanın birçok yerinde acı ve gözyaşlarıyla anılıyor.
Günümüzde anavatanlarında yalnızca 700 bin Çerkes kalmışken, dünya genelinde yaklaşık 5 milyon Çerkes yaşamaktadır. Türkiye, 3 milyondan fazla nüfusuyla en büyük Çerkes topluluğuna ev sahipliği yapıyor.
Çerkesler, yüzyıllar boyunca Kuzey Kafkasya’da bağımsız bir toplum olarak varlıklarını sürdürdü. Ancak 16. yüzyılda başlayan Rus yayılmacılığı, bu halkın kaderini derinden etkiledi. Çarlık Rusyası’nın Karadeniz’e ulaşma hedefi doğrultusunda başlattığı Kafkasya seferleri, 1556 yılında başladı ve 308 yıl boyunca devam etti. Teslim olan Çerkeslere iki seçenek sunuldu; ya Rus ordusuna katılacaklar ya da göç etmek zorunda kalacaklardı. Bu süreçte köyler yakıldı, ekinler yok edildi ve hayvanlar öldürüldü. Kıtlık, salgın hastalıklar ve savaşın yıkımı sonucunda yüz binlerce insan hayatını kaybetti.
Çerkes tarihinin en büyük kırılma noktası, 21 Mayıs 1864’te Kbaada’da (günümüzdeki adıyla Krasnaya Polyana) yaşandı. Sayıca beş kat üstün olan Rus ordusuna karşı direniş gösteren Çerkesler, bu son savaşta yenilgiye uğradı. Nehirlerin Çerkes kanıyla kırmızıya boyandığı bu bölge, Ruslar tarafından ‘Kızıl Çayır’ olarak adlandırıldı. Bu mağlubiyet, halkın kaderini belirledi. Hayatta kalanlar, yanlarına sadece taşıyabilecekleri eşyaları alarak Karadeniz kıyılarına indirildi. Yaşlı, çocuk ve kadın demeden binlerce insan, Osmanlı gemileriyle Anadolu, Balkanlar ve Orta Doğu’ya sürüldü.
Çerkeslerin sürgünü, yalnızca bir göç değil, aynı zamanda büyük bir insani felaketti. Açlık, susuzluk, salgın hastalıklar ve fırtınalar nedeniyle yüz binlerce insan yolda hayatını kaybetti. Tarihçiler, bu süreçte yaklaşık 500 bin Çerkes’in yaşamını yitirdiğini tahmin ediyor. Osmanlı’ya ulaşabilenler için de zorluklar bitmedi. Dağıldıkları yeni coğrafyalarda aidiyet mücadelesi veren Çerkesler, geleneklerini ve dillerini korumak için büyük bir direnç gösterdi.
Tarihçiler ve araştırmacılar, bu süreci yalnızca bir göç olarak değil, planlı bir etnik temizlik ve soykırım olarak nitelendiriyor. Rusya’nın Çerkesleri öz yurtlarından söküp atma hedefi, adım adım uygulandı. Sürgün edilemeyen Çerkesler ise Rus Kazak köylerine zorla yerleştirildi. Bugün, Çerkes halkı yaşananların uluslararası alanda ‘soykırım’ olarak tanınması için mücadele ediyor.
Sürgünün yıl dönümünde, Türkiye’nin birçok şehrinde anma etkinlikleri gerçekleştiriliyor. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde ve Samsun’un Karadeniz sahillerinde, atalarının izinden yürüyen Çerkesler, denize karanfil bırakarak ‘Sürgün Andı’ okuyor. Kocaeli Kefken açıkları da anmaların önemli adreslerinden biri. Burada, deniz yolculuğu sırasında yaşamını yitiren binlerce kişi için ‘Nart Ateşi’ yakılıyor ve ‘Mezar Taşı Nöbeti’ tutuluyor. Törenlerde geleneksel kıyafetler giyiliyor, ağıtlar ve halk şarkıları eşliğinde hüzün dolu anlar yaşanıyor.
Günümüzde Çerkes diasporası, yaşadığı ülkelerde kimliğini korumak, dilini yaşatmak ve kültürünü geleceğe taşımak için büyük çaba harcıyor. Türkiye’deki Çerkes dernekleri ve federasyonlar, anma etkinliklerinin yanı sıra eğitim ve kültürel faaliyetlerle halkın tarihsel hafızasını canlı tutmaya çalışıyor. Her geçen yıl daha fazla genç, ailesinin sürgün geçmişini öğreniyor ve büyüklerinin yaşadıklarına sahip çıkıyor.
Büyük Çerkes Sürgünü, yalnızca Çerkes halkının değil, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. 162 yıl önce yaşanan bu felaketin tanınması için başta Türkiye olmak üzere uluslararası kamuoyuna çağrılar sürüyor. Çerkes halkı, her yıl 21 Mayıs’ta, Karadeniz’in hüzünlü kıyılarında atalarının acısını yaşatmaya ve unutturmamaya devam ediyor.




