Burhan Sönmez’in ‘Kırmızı Ayna’sı: Anaların ve Ayrılığın Hikayesi
Burhan Sönmez’in ‘Kırmızı Ayna’ romanı, ayrılık ve kavuşma temalarını derin bir şekilde işliyor.
Kings Cross’tan Cambridge trenine binerken, elimde Burhan Sönmez’in merakla beklenen romanı ‘Kırmızı Ayna’nın Türkçe kopyası bulunuyor. Yazarın hem Kürtçe hem de Türkçe kaleme aldığı eserin yayımlanmasına birkaç hafta kalmışken, bu yazıyı okuduğunuzda romanın İletişim Yayınları tarafından raflarda yerini almış olacağını belirtmekte fayda var. Gece boyunca kitabı okuyarak hayallere dalmışım. Roman, uzun yıllar evladından ayrı kalan bir kadının perspektifinden anlatılıyor. Ölüm döşeğinde olan bu kadının, vatanında bıraktığı bir evladı var. Yüzeyde görünen bu temaların yanı sıra, romanın derinlikleri katman katman açılıyor. Ölüm, ayrılık ve kavuşamama gibi evrensel temaları işleyen eser, aynı zamanda Odysseus’un 10 yıl boyunca evine dönememesi gibi hikayelere de yer veriyor. Jung’un düşünceleri de romanda kendine yer buluyor. Sönmez’in anlatımı, şiirsel bir derinlik kazanarak okuyucuyu etkisi altına alıyor. Anlatılanların yanı sıra, yazarın üslubu da dikkat çekici; diyalogları tırnak veya konuşma işareti kullanmadan yazma yeteneği, dikkatli okuyucular tarafından biliniyor. Bu sefer, romanı üç farklı bakış açısıyla kaleme alarak çıtayı bir adım daha yukarı taşıyor, ancak okurun kafasını karıştırmadan bunu başarıyor.



