Kıbrıs tarihçisi Kossifos: Adayı Türkler değil Kissinger böldü
Rum tarihçi Jerry Kossifos, Kıbrıs’taki İsrail kaynaklı mülk alımlarını eleştirdi; 1974 bölünmesinde Türkiye’den çok Kissinger ve ABD’yi sorumlu tuttu.
Rum tarihçi ve emekli akademisyen Jerry Kossifos, Avrupa Parlamentosu’ndaki Rum milletvekili Fidias Panayiotou’ya verdiği röportajda Kıbrıs’ın gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde İsraillilerin artan arazi ve gayrimenkul alımlarına dikkat çeken Kossifos, bu eğilimin sürmesi halinde adanın güneyinde “ikinci bir İsrail” kurulabileceğini öne sürdü.
Kossifos, yabancılara toprak satışının sınırlandırılması gerektiğini savunarak, Rum gençlerinin de artan talep nedeniyle konut edinmekte zorlandığını söyledi. İsrail’deki güvenlik koşulları nedeniyle ülkesinden ayrılan kişilerin Kıbrıs’a yönelebileceğini ileri süren Kossifos, “Topraklarımızı satmayı durdurmalıyız” ifadesini kullandı.
Rum tarihçi, İsraillilerin Filistin’de izlediğini iddia ettiği yöntemin Kıbrıs’ta da tekrarlanabileceğini savundu. İsrail’de yaşamakta zorlanan kişilerin başka bir ülkede yaşam arayabileceğini belirten Kossifos, bu sürecin adanın demografik ve siyasi yapısını etkileyebileceği görüşünü dile getirdi.
İsrail’le ittifaka karşı çıktı
Kossifos, Güney Kıbrıs yönetiminin İsrail’le geliştirdiği ilişkilere de tepki gösterdi. Devlet başkanı olması halinde İsrail’le ittifak kurmaya çalışmayacağını belirten tarihçi, Filistin’deki gelişmeler nedeniyle İsrail hükümetini ağır biçimde eleştirdi ve Avrupa ülkelerinin yaptırım uygulaması gerektiğini savundu.
Türkiye ile İsrail’in bölgesel çıkarlarının Kıbrıs’ta karşı karşıya gelebileceğini öne süren Kossifos, iki ülkenin de adada etkili olmaya çalışacağını söyledi. “İsrail zaten toprağımızı satın alıyor” diyen Kossifos, Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin Kıbrıs’ı doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.
Kıbrıslı Türklere yönelik geçmiş uygulamaları eleştirdi
Röportajda 1963 olaylarına da değinen Kossifos, Rum tarafının Kıbrıslı Türklere başlangıçta kötü davrandığını kabul etti. O dönemde büyük hatalar yapıldığını söyleyen tarihçi, bazı köylerde ciddi olaylar yaşandığını ve bu konuyla ilgili araştırmalar yürüttüğünü belirtti.
Kossifos, iki toplumun geçmişte birlikte ve dostça yaşadığını ifade ederek Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasındaki temasların artırılması çağrısında bulundu. Ziyaretlerin, ortak etkinliklerin ve birlikte yemek yenilmesi gibi sosyal faaliyetlerin ilişkileri geliştirebileceğini söyledi.
Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini istedi
Türkiye’nin dış politikadaki hareket alanına dikkat çeken Kossifos, Türk diplomasisinin tarihsel açıdan güçlü bir geleneğe sahip olduğunu savundu. Türkiye’nin Rusya, Çin ve ABD gibi büyük güçlerle aynı anda ilişki kurabildiğini belirten Kossifos, Ankara’nın öncelikle kendi çıkarlarını gözettiğini söyledi.
Rum ve Yunan siyasetinin benzer bir diplomatik başarı sergileyemediğini ileri süren Kossifos, Güney Kıbrıs’ın Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurması gerektiğini dile getirdi. Yunanistan ile Türkiye arasındaki ekonomik yakınlaşmayı örnek gösteren tarihçi, iki ülke arasındaki uzlaşmanın Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştırabileceğini kaydetti.
1974 için Kissinger ve ABD’yi işaret etti
Kossifos, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve adanın bölünmesi konusunda Rum tarafındaki yaygın anlatıdan farklı bir değerlendirme yaptı. Bölünmeden doğrudan Türkiye’yi sorumlu tutmayan Kossifos, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın yanı sıra ABD ve İngiltere’nin tutumuna dikkat çekti.
“Kıbrıs’ı Türkler bölmedi, Kissinger böldü” diyen Kossifos, ABD ile İngiltere’nin gelişmelere izin verdiğini savundu. CIA’in Türkiye’yi ve Yunanistan’daki cuntayı kendi politikaları doğrultusunda kullandığını öne süren tarihçi, Kıbrıslı Rumların bütün sorumluluğu Türk halkına yüklememesi gerektiğini söyledi.
Kossifos, Kıbrıs’ta Türkiye’ye yönelik nefretin sürdürülmemesi gerektiğini belirterek olayların Soğuk Savaş koşulları ve büyük güçlerin politikaları çerçevesinde değerlendirilmesini istedi. Adanın Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunun önemini koruduğunu söyleyen Kossifos, Türkiye, İsrail ve ABD arasındaki bölgesel rekabetin Kıbrıs’ın geleceğini etkileyebileceğini ifade etti.
Enosis görüşünden vazgeçmedi
Türkiye ve Kıbrıslı Türklerle ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söylemesine rağmen Kossifos, Enosis düşüncesini savunmayı sürdürdüğünü de belirtti. Gençlik yıllarından bu yana Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleşmesini desteklediğini söyleyen tarihçi, 1974 döneminde Yunan halkını değil, CIA’in aracı olduğunu iddia ettiği cuntayı sorumlu tuttu.
AB’nin Kıbrıs politikasını eleştirdi
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunundaki rolünü de eleştiren Kossifos, Güney Kıbrıs’ın Birliğe katılmasının çözüm getirmediğini savundu. AB üyeliğinden sonra Kıbrıs sorununun “donduğunu” söyleyen tarihçi, Rum ve Yunan kültürel kimliği üzerindeki etkileri nedeniyle AB politikalarına da itiraz etti.



