Aşk, Bellek ve Faşizm Üzerine Üç Farklı Film İncelemesi
Aşk, bellek ve faşizm temalarını işleyen üç farklı film, sinemanın derinliklerine iniyor.
Craig Brewer’ın müzikle harmanladığı romantik drama “Kalpten Söylenen Bir Şarkı”, Kleber Mendonça Filho’nun politik gerilim filmi “Gizli Ajan” ve Nazi yargılamalarını konu alan “Nürnberg” gibi yapımlar, aşk, bellek ve faşizmin çeşitli yönlerini sinema aracılığıyla ele alıyor.
“Kalpten Söylenen Bir Şarkı”, Greg Kohs’un 2008 yapımı belgeseli “Song Sung Blue”dan esinlenerek sinemaya uyarlanmış bir eser. Milwaukee’de yaşayan işçi sınıfından Mike ile kuaför Claire Sardina’nın tutkulu aşkını ve müzik tutkusunu etkileyici bir şekilde anlatıyor. 1990’ların Milwaukee’sinde geçen hikaye, Vietnam gazisi ve eski alkolik olan Mike’ın fuarlarda ünlü şarkıcıları taklit etmesiyle başlıyor. Claire, şarkıcılık hayaliyle Mike ile tanışır ve aralarında güçlü bir bağ oluşur. Claire’in “Nostalji para ediyor” sözüyle Neil Diamond’ın şarkılarını seslendirmeye başlamaları, onları daha da ünlü kılar. Ancak çiftin hayatı, sağlık sorunları ve trajedilerle sarsılır. Brewer, “Hayatınız yolundayken, şarkılar söylerken, her şeyin kötüye gitmesini ve bunun üstesinden gelmeyi anlatmak istedim” diyerek, Hugh Jackman ve Kate Hudson’ın performanslarından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.
Film, aşk ve trajedi temalarını işlerken, Diamond’a duyulan saygıyı da ön plana çıkarıyor. Büyük stüdyoların projeyi reddetmesine rağmen, Universal ve Focus Features ile anlaşma sağlandı. Yönetmen, 90’ların sanatçı dayanışması dönemini vurgularken, Jackman ve Hudson’ın sette canlı performans sergilediklerini belirtiyor. Filmin final sahnesindeki Süleyman şarkısı etkileyici bir görsel ve işitsel şölen sunuyor; Hudson’ın başarılı performansı ona kadın oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandırdı.
BELLEK KAYBOLMAZ
Brezilyalı yönetmen Kleber Mendonça Filho’nun yazıp yönettiği “Gizli Ajan”, 1977 Brezilya’sında geçen ilginç bir politik gerilim. Film, akademisyen Marselas’ın oğlu ile birlikte yurtdışına çıkmak için Sao Paulo’dan Recife’ye gidişini konu alıyor. Faşist bir işadamı, Marselas’ın peşine kiralık katiller yollarak, üniversitenin kamu bütçesini ele geçirmeye çalışıyor. Genç adam, dikta rejimine karşı bir duruş sergileyip sergilemeyeceği konusunda bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Film, ahlaki değerlerin yok olmasının bireylerin yaşamlarını nasıl etkilediğini sorguluyor. Sivil polislerin kiralık katillerle işbirliği yaptığı bir ortamda, kaybolan insanların sembolü haline gelen kesik bacaklar, Brezilya’daki yolsuzluk ve çürümeyi gözler önüne seriyor. Filho, “1977’de 9 yaşındaydım. Bu dönem tüm yaşamımı etkiledi” diyerek, yapım bütçesini kamu ve özel fonlardan topladığını belirtiyor. Başrolde Wagner Moura yer alıyor.
MUTLAK KÖTÜLÜK
Jack El-Hai’nin “Nazi ve Psikiyatrist” kitabından uyarlanan “Nürnberg”, Nazi liderlerine yönelik tarihi yargılamayı konu alan bir psikolojik gerilim. Amerikalı psikiyatrist yarbay Douglas, savaş suçlarından tutuklanan Nazilerin akıl sağlıklarını incelemekle görevlendirilir. Göring gibi Nazi liderleri, filmdeki karakterlerin psikolojik derinlikleriyle işleniyor. Douglas, Göring’in tuzağına düştüğünü fark ettiğinde, gidişat değişiyor. Yönetmen James Vanderbilt, “Nazilere sempati duyuyormuş gibi görünmekten kaçındım” diyerek, faşizmin her zaman parlak vaatlerle geri döneceğine dair bir uyarıda bulunuyor. Film, Trump ve Putin gibi günümüz politik liderlerine göndermeler yaparak, izleyicilere radikal görüşlerin sinsice yayılmasına karşı dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatıyor. Oyuncu kadrosunda Rami Malek, Russell Crowe ve Michael Shannon yer alıyor.




