Klinik Psikologdan Önemli Uyarı: Kadınlar Neden Kendi İhtiyaçlarını İhmal Ediyor?
Klinik psikolog, kadınların kendi ihtiyaçlarını neden geri planda bıraktığını ve bunun sonuçlarını değerlendiriyor.
İnsanlar sosyal varlıklar olarak, yaşamlarını sürdürebilmek için diğer insanlara bağımlıdır. Ancak “ihtiyaç” kelimesi, genellikle eksiklik ve başkalarına olan bağımlılığı çağrıştırdığı için, bu ihtiyaçların farkına varmak bazı bireyler için zorlayıcı olabilir. Özellikle kadınlar, güçlü olma, mükemmeliyetçilik ve ailelerine bakım verme gibi içsel görevlerle karşı karşıya kaldıklarında, kendi ihtiyaçları ve beklentileri arka planda kalabilmektedir. Sürekli başkalarını önceliklendirmek ve kendini unutturmak, çocukluk döneminden itibaren öğrenilen bir davranış haline gelir. Bu süreçte kadınlar, ihtiyaçlarını bastırmak yerine yok saymayı öğrenerek büyürler.
Çocukluk döneminde, birçok kadın “Sen idare edersin”, “Kardeşin daha küçük”, “Büyüklük sende kalsın” gibi ifadelerle karşılaşır. Bu tür mesajlar, bireylere ihtiyaçlarının başkalarının ihtiyaçlarından sonra geldiğini öğretir. Burada bir bencillik durumu değil, aile içindeki sevgi ve ilgiyi koruma çabası söz konusudur. Ancak sürekli olarak kendini geri plana atmak, kişinin kendini yok saymasına ve sahte bir uyum sağlamasına neden olabilir.
Güçlü olma algısı da bu durumu etkileyen bir başka faktördür. Özellikle çocukluk döneminde haksızlığa uğramış ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanan bireyler, güçlü olmanın yardım istememek, yorgunluk belirtmemek ve duygusal yükleri tek başına taşımak anlamına geldiğini düşünebilirler. Oysa bu davranışlar, güçlü olmaktan çok kendinden uzaklaşmanın birer göstergesidir. Kendini ve ihtiyaçlarını göz ardı eden bireyler, zamanla duygusal sinyallere karşı duyarsızlaşır ve bu durum yorgunluk, gerginlik, tahammülsüzlük gibi belirtilerle kendini gösterir.
İhtiyaçları fark etmek ise oldukça zordur çünkü bu durum, güçsüzlük, suçluluk, bencillik korkusu gibi zorlayıcı duyguları da beraberinde getirebilir. Bu duygular, geçmiş deneyimlerden kaynaklanan izlerdir ve zamanla baş edilmesi güç hale gelir. Bedenin içinde hapsolmuş bu duygular, görünmez bir acıya dönüşebilir.
İhtiyaç duymak, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Dinlenme, anlaşılma, yalnız kalma, yakınlık ve takdir edilme gibi ihtiyaçlar, yaşamın sürdürülmesi için gereklidir. Bu ihtiyaçları karşılamak, gerçek bağlar kurmanın önünü açar ve sahte uyumların ötesine geçmeyi sağlar.
Klinik Psikolog Sümeyye Üstün




