Gülben Ergen, Fatmanur Çelik ve Kızıyla İlgili İfade Verdi
Gülben Ergen, Fatmanur Çelik ve kızıyla ilgili yaptığı paylaşım nedeniyle ifade verdi.
Şarkıcı Gülben Ergen, 2 Mart’ta Kazılıçeşme Sahili’nde hayatını kaybeden Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler ile ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ifade vermek üzere adliyeye gitti.
Ergen, yaklaşık bir saat süren ifade verme işleminin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Sosyal medya paylaşımının bir annenin çağrısı üzerine yapıldığını belirten Ergen, “O anne, ‘Gülben Hanım’a buradan çağrımdır; gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumu yerinde görsün’ dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar, anne ve kızı şu anda hayatta değiller. ‘Can güvenliğimden korkuyorum’ diyen anne-kız şu anda hayatta değil. Bu konuda ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da belirttiği gibi son derece nazik ve anlayışlı bir şekilde; ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de yaşadıklarımı dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım artarak devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. Ama üzgün müyüm? Üzgünüm. Kırgın mıyım? Kırgınım. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım, evet anlayışla bana soru soruldu. Ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda” dedi.
Ergen’in savcılıkta verdiği ifadesinde, Bakanlığın suç duyurusuna konu olan iddiaların doğru olmadığını belirtti. 53 yaşında olduğunu ve yıllardır çocuklar ve kadınlar konusunda hassasiyet gösterdiğini vurgulayan Ergen, “Ayrıca ‘Çocuklar Gülsün’ isimli derneği kurup 61 anaokulu açtım. Fatmanur’un adliye önünde yaptığı eylemde, ‘Can güvenliğim yok, ölürsem arkamdan intihar etti demesinler’ dediği açıklama üzerine 2026 yılı Ramazan ayında kendisini ve kızını ziyaret ettim. Kızının sağlık durumu oldukça kötüydü. Fatmanur’un en büyük korkusu, kendisine tecavüz eden ve kızına da istismarda bulunan babasının çocuğun kendisinden alınarak teslim edilmesiydi. Bu konuda kendisine destek verdim. Ancak yaptığımız görüşmede, kendisinin ve çocuğunun cinsel istismar ve cinsel saldırı eylemi ile ilgili dava olup olmadığını sormadım. Eşinin bu suçlardan yargılanmadığını söyledi” şeklinde konuştu.
Ergen, ifadesinde, “Abla kardeş gibi görüşme yaptık. Yapılan görüşmedeki amacım çocuğun mağduriyetini önlemekti. Fatmanur ile sonrasında da telefonla görüşmelere devam ettik. Çocuğun hastaneye yatışını ben sağladım. Çünkü çocuk su içmiyordu, yemek yemiyordu, konuşmuyordu. Evdeki halinden sonra tedavi amacıyla hastaneye yatışının sağlanması için hastaneden biriyle görüştüm. Daha sonra Fatmanur’a telefon ettim ve hastaneye gidip gidemeyeceğini sordum. Gidebileceğini söyledi ve aynı gün ilgili hastaneye gidip çocuğun yatışını sağladım. Çocuk hastanede 9-10 gün tedavi gördü ve bu süreçte bana defalarca teşekkür etti. Benim aile evinde yaptığım ziyaret esnasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çocuğu ile ilgilenmediği konusunda bana herhangi bir şey söylemedi. Bu konuya ilişkin Fatmanur’dan bir yakınma duymadım. Ancak annenin temel kaygısı çocuğun kendisinden alınarak boşanmış olduğu eşi olan babaya verilmesiydi. Ayrıca kendisi ile yaptığım görüşmede çocuğun kendisinden alınmayacağını, çünkü kendisi ve kızını istismar eden ve hakkında dava açılan babaya çocuğun verilmeyeceğini defaatle telkinde bulundum. Bu süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur hanımı da bilgilendirdim. İmkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım. Suç duyurusuna konu atılı eylemler yargılanmamı gerektirmemektedir. Bu nedenle hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep ederim” ifadelerini kullandı.




