Safa Şahin: Nike’dan Chanel’e Uzanan İlham Verici Hikâye
Safa Şahin, graffiti ile başlayan kariyerini Chanel’de sneaker tasarımına dönüştürdü. İlham kaynaklarını ve gelecekteki projelerini paylaştı.
Graffiti sanatıyla başlayan bir tutku, Balmain ve Bottega Veneta gibi prestijli markalardan geçerek Chanel’in sneaker tasarımına uzanıyor. Chanel’in baş sneaker tasarımcısı Safa Şahin, ayakkabıyı sadece bir nesne değil, bir ifade aracı olarak gören tasarım yolculuğunu paylaştı.
Safa Şahin’in kariyeri, tutku ve azimle inşa edilmiş bir hikaye. Lisede graffiti yaparken duvarlara çizdiği eskizlerin, yıllar sonra dünyaca ünlü modaevlerinde hayat bulacağını o zamanlar tahmin edememişti. “Bir şeyi gerçekten istiyorsan, inandığın yolu zorlaman gerekiyor,” diyen Şahin, onu bugüne taşıyan bakış açısının vazgeçmemek ve sürekli üretmek olduğunu vurguluyor.
Sosyal medyada paylaştığı tasarımlarla Nike’ın dikkatini çeken Şahin, bu fırsatı disiplinli çalışmasıyla kalıcı bir kariyere dönüştürdü. Nike’ta başlayan profesyonel yolculuğu, Bottega Veneta ve Balmain gibi lüks modaevleriyle güçlenirken, bugün moda dünyasının zirvesindeki Chanel’de devam ediyor.
Sokak kültüründen haute couture dünyasına uzanan bu etkileyici serüveninde, yaratıcılığını besleyen kaynakları, kariyerindeki dönüm noktalarını ve geleceğe dair hayallerini anlattı.
Safa Şahin, tasarım sürecini anlatırken, graffiti ile başlayan sanatsal yolculuğunun ayakkabı tasarımına nasıl evrildiğini şöyle ifade ediyor: “Lisede, özellikle ikinci sınıfta graffiti yaparken çizim hayatımdaydı. Duvarlara attığım eskizler, kafamdaki karakterler ve formlar bir noktadan sonra bana yetmemeye başladı. O dönem ayakkabı tasarımıyla tanıştım ve olay orada koptu.”
Kendisi için tasarlamakla bir marka için üretmek arasındaki farkı da açıklayan Şahin, kişisel tasarımlarında ilhamını genellikle müzikten, sokaktaki iyi giyinmiş insanlardan veya film sahnelerinden aldığını belirtiyor. “O anki duygu neyse tasarım da oradan akıyor; çok düşünmeden, içgüdüyle ilerliyorum,” diyor.
Tasarım dilinin çoğunlukla fütüristik olduğunu ifade eden Şahin, geleceğin ayakkabısının nasıl olacağına dair öngörülerde bulunmanın zor olduğunu, sosyal ve ekonomik durumların her şeyi aniden değiştirebileceğini vurguluyor.
Şahin, Nike ile başlayan uluslararası kariyerini Balmain ve Bottega Veneta ile sürdürdüğünü, bu süreçte Milano ve Paris arasında sürekli seyahat ettiğini aktarıyor. “Bottega Veneta’da Matthieu Blazy ile birlikte çalıştık ve güzel işler yaptık. İki sene sonra Matthieu Chanel’e geçti ve beni de ekibine dahil etmek istedi,” diyerek Chanel yolculuğunun başlangıcını anlatıyor.
Balmain deneyiminin kendisine ilham verdiğini belirten Şahin, “Bu şirket içinde farklı markalardan gelen tasarımcılar olduğu için herkes kendi deneyimlerini paylaşıyordu. Bu başlı başına ilham verici bir durumdu,” diyor.
En önemli kırılma anını ise Nike’ın teklifini kabul etmek olarak tanımlıyor. “O karar benim için çok önemli bir kırılma noktasıydı,” diyor.
Chanel’deki yeni dönemin heyecan verici olduğunu belirten Şahin, Matthieu Blazy ile daha önce çalıştıkları için tasarım algısını ve vizyonunu hissedebildiğini ifade ediyor.
Bir sneaker fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatan Şahin, sürecin merchandiser’dan başladığını, ardından creative director’un brief verdiğini ve teknik çizimlerin fabrikalara gönderildiğini aktarıyor. Prototip sürecinin ardından son ürünün test edilip seri üretime geçildiğini belirtiyor.
Genç tasarımcılara tavsiyelerde bulunan Şahin, hayallerinin peşinden koşmalarını ve her şeyi denemeleri gerektiğini vurguluyor. “Gerçekleşmemiş hayaller, yaş ilerledikçe mutsuzluk getiriyor,” diyor. Gelecek projeleri hakkında ise, “Hayat bir şekilde seni bir noktaya doğru sürüklüyor. Bundan sonra nereye sürükleneceğimi bilmiyorum; bekleyip göreceğim,” şeklinde konuşuyor.




