Londra’da Göç ve Yas: ‘Annemin Gittiği An’ Filmi

Duygu Ergül’ün yeni filmi ‘Annemin Gittiği An’, Londra’da yaşayan Türk göçmen Sabrina’nın yas ve göç hikayesini ele alıyor.

Yönetmen Duygu Ergül, yeni kısa filmi ‘Annemin Gittiği An’ için hazırlıklara başladı. Orijinal adı ‘The Exact Moment My Mother Died’ olan bu film, İngiltere’de yaşayan ikinci nesil Türk göçmeni Sabrina’nın hayatına odaklanıyor.

Filmde, Sabrina, annesinin sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine Londra’daki aile evine geri dönüyor. Annesinin bakımını üstlenmek zorunda kalan Sabrina, bu süreçte babasıyla olan ilişkisini sorgularken, göçmenlik, aile içindeki sessizlikler, ana dilin önemi ve tutulamayan yas duygusu gibi temalar etrafında gelişen bir hikaye sunuyor.

Senaryo Londra’da Geliştirildi

Duygu Ergül, senaryoyu Londra Film Okulu’ndaki yüksek lisans eğitimi sırasında, BAFTA adayı yapımcı Amanda Schiff’in rehberliğinde kaleme aldı. Filmin yapımcılığını ise Londra merkezli Japon asıllı Sakura Nakatani üstleniyor. Yapım ekibi, Çin, Singapur ve Hindistan gibi farklı ülkelerden Londra’ya göç etmiş bağımsız sinemacılardan oluşuyor.

Göçmenlik ve Tutulamayan Yas

Ergül, senaryoyu Londra’daki göçmenlik deneyimlerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak yazdığını belirtiyor. Yönetmene göre, farklı coğrafyalardan gelen göçmenlerle kurduğu ilişkilerde sıkça karşılaştığı ortak duygu, çoğunlukla arka planda taşınan bir yas hissi oldu. Ergül, göçmenlik süresi ne olursa olsun, herkesin kendi ülkesine dair bir bağın yasını tuttuğunu, ancak bu duygunun çoğu zaman paylaşılmadığını ve “tutulamayan bir yas” haline dönüştüğünü ifade ediyor. Filmdeki bakıma muhtaç anne figürü, yönetmen için ana vatanı simgeliyor.

“Filmin Kendisi de Gurbette Olsun İstedim”

Filmin İngilizce çekilmesi, bilinçli bir tercih olarak öne çıkıyor. Ergül, Londra’da en çok hissettiği duygulardan birinin, ana dilde gerçekleşmeyen diyalogların eksikliği olduğunu vurguluyor. “Senaryolarımı İngilizce yazdım ve bu süreç oldukça zorluydu. Bu sancının filmde de hissedilmesini, filmin kendisinin de bir çeşit gurbette olmasını istedim” diyor.

Ergül, ana dilin yalnızca en iyi bilinen dil olmanın ötesinde bir anlam taşıdığını ifade ediyor. Sabrina ile babasının ana dillerinde iletişim kurmaması, hem aile ilişkileri hem de karakterlerin yaşamla kurduğu bağ açısından filmin merkezindeki önemli meselelerden biri olarak öne çıkıyor.

Baba-Kız İlişkisinde Uyum Çatışması

‘Annemin Gittiği An’, farklı bir topluma uyum sağlama çabasının aile ilişkilerini nasıl etkilediğini de ele alıyor. Yönetmen, göçmenlik sürecinde insanların, bir süre sonra ana dillerinin konuşulduğu yerlere çekilebildiğini ve bunun zamanla izolasyon ve toplumdan kopuşa yol açabileceğini belirtiyor. Filmde baba Necip ile kızı Sabrina, topluma uyum sağlama konusundaki farklı yaklaşımlarını temsil ediyor. Sabrina’nın babasıyla yüzleştiği bir sahnede, “Benim adım neden Sabrina?” diye sorması, bu çatışmanın en belirgin anlarından biri olarak dikkat çekiyor.

“Gurbet Çok Evrensel Bir Duygu”

Ergül, göç hikayelerinin genellikle sınır geçme ve hayatta kalma anlatılarına indirgenmesini eleştiriyor. Yönetmen, ezilenlerin yalnızca mağduriyet üzerinden temsil edilmesine mesafeli durduğunu ve karakterlerini tüm boyutlarıyla, trajedinin içinde ama kişisel onurlarını koruyarak anlatmak istediğini ifade ediyor. Ergül’e göre, günümüzde sık kullanılmasa da “gurbet” hâlâ güçlü ve evrensel bir duygu. Film de bu duyguyu, Londra’daki bir aile evinde anne, baba ve kız arasındaki kırılgan bağlar üzerinden aktarmayı hedefliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu