Tarihi Eserler Laboratuvarlarda Yeniden Hayat Buluyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihi eserleri laboratuvarlarda onarıyor ve sergilenebilir hale getiriyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin kültürel mirasını koruma amacıyla, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesindeki konservasyon laboratuvarlarında tarihi eserlerin bakım ve onarımını gerçekleştiriyor. Ülke genelindeki 12 restorasyon ve konservasyon laboratuvarında, bugüne kadar 251 binden fazla eser bilimsel yöntemlerle korunmuş durumda.
Konservasyon süreçleri, taşınabilir ve taşınamaz kültürel varlıkların özgün yapısına zarar vermeden, en az müdahale ile gerçekleştirilmekte. Laboratuvarlara gelen eserler, öncelikle mevcut durumlarına göre inceleniyor. Durumu zayıf olan eserlerde ön sağlamlaştırma yapıldıktan sonra, mekanik veya kimyasal temizlik aşamasına geçiliyor. Birden fazla parçadan oluşan eserlerde uygun yapıştırıcılar kullanılarak parçalar birleştiriliyor. Parça kaybı olan eserlerde ise, objenin yapısına ve yüzey dokusuna uygun dolgu ve rötuş işlemleri uygulanıyor. Tüm bu süreçlerin tamamlanmasının ardından eserler, sergilenmek üzere müzelere teslim ediliyor.
Türkiye genelindeki 12 konservasyon laboratuvarında toplam 281 uzman personel görev alıyor. Restoratörler ve bilim insanları, farklı medeniyetlere ait eserlerin gelecek nesillere aktarılması için titizlikle çalışıyor. Bu laboratuvarlar arasında büyüklük açısından ikinci sırada yer alan Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı, özellikle kaçakçılıkla mücadele kapsamında Türkiye’ye kazandırılan eserler üzerinde yoğunlaşmakta.
Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürü Mustafa Cengiz Özduygulu, laboratuvarlarda ileri düzey tekniklerin kullanıldığını belirtti. Özduygulu, “Eserler genellikle bağlı olduğumuz müzelerden geliyor. Bunun yanı sıra kaçakçılıkla mücadele kapsamında ele geçirilen veya yurt dışından iadesi sağlanan eserler de laboratuvarımızda işlem görüyor. Laboratuvarımızda 30 uzman görev yapıyor; bunların 24’ü aktif restorasyon ve konservasyon çalışmaları yürütürken, 6 uzmanımız analiz süreçlerinde görev alıyor,” şeklinde konuştu.
Özduygulu, çalışma sürelerinin eserden esere değiştiğine dikkat çekerek, “Bir eserin büyüklüğü, hassasiyeti ve bozulma durumu, üzerinde ne kadar süre çalışacağımızı belirliyor. Bazen bir eser aylar, hatta yıllar sürebiliyor. Bazı durumlarda ise aynı gün içerisinde birden fazla eseri tamamlayabiliyoruz. Bu tamamen eserin özelliklerine bağlı,” dedi.
Son olarak, Özduygulu, ABD’den Türkiye’ye iade edilen 17 eserin de Ankara’daki laboratuvarda konservasyon sürecinden geçtiğini belirtti. Bu eserlerin 10’unun metal, 5’inin taş, 1’inin cam ve 1’inin de karışık boncuk dizilerinden oluştuğunu ifade eden Özduygulu, “Eserlerin niteliğine göre temizlik, sağlamlaştırma, eksik parçaların tamamlanması ve uzun ömürlü sergileme için gerekli tüm kimyasal ve mekanik koruma işlemlerini bu laboratuvarda uyguluyoruz,” şeklinde konuştu.




