Meb Seyman ile Mlouye’nin Tasarım Yolculuğu

Meb Seyman, Mlouye’nin tasarım anlayışını ve global başarısını ELLE okurlarıyla paylaşıyor.

Mlouye’nin her bir tasarımı, estetik bir nesneden öte, günlük yaşamı ve kullanım alışkanlıklarını yeniden düşünmeye davet eden bir anlayışla şekilleniyor. Meb Seyman, markanın kurucusu ve kreatif direktörü olarak, tasarım sürecinin başlangıcından üretim aşamasına kadar olan yolculuğunu, ELLE okurlarıyla paylaşıyor. Seyman, Mlouye’nin özgün tasarım dilini ve global ölçekteki başarısını anlatırken, tasarımın sadece estetikten ibaret olmadığını vurguluyor.

Meb Seyman

Fotoğraf: Yusuf Kasap

Bir çanta tasarlarken ilham kaynağınız nedir?
Bir çantanın nasıl doğduğuna dair yaygın bir düşünce, bunun aniden gelen bir ilhamla veya bir eskizle başladığı yönündedir. Ancak gerçek süreç daha farklı. Genellikle, çözmek istediğim bir problem veya kafamda canlandırdığım bir senaryo ile başlar. Örneğin, plajda neler taşımak istediğimi düşünerek yola çıkabilirim. Tasarım, bu tür sorularla başlıyor.

Kağıt kalemi elime aldığımda, çoğu zaman ürünün genel tasarımı zaten kafamda şekillenmiş oluyor. Eskiz, düşüncenin görünür hale gelmiş halidir. Ancak asıl zorluk, mock-up’lar ve revizyonlarla ürünün en rafine haline ulaşmasıdır.

Bu süreçte, malzemeler, renkler ve metal aksesuarlar da geliştirilir. Bir çantanın tokası veya kilidi gibi küçük detaylar, tasarımın kendisi kadar önemli bir teknik ve estetik çalışma gerektirebilir. Her bir detay, kendi başına bir proje niteliği taşır. Tüm bu geliştirme süreci tamamlandığında, elimizde sadece bir çanta değil, aynı zamanda o ürüne ait tüm bilgi ve tasarım detayları da bulunur. Son adım, bu ürünü doğru zamanda müşterilere ulaştırmaktır.


“Aksesuarlar ihtiyaçtan değil, bilinçli bir tercihten doğuyor. Bu yüzden de kişiliği yansıtma güçleri çok daha yüksek.”

Bir Mlouye çantasının tasarımında hangi unsurlara odaklanıyorsunuz?
Bir çantanın tasarımında, yalnızca görünümüne değil, aynı zamanda elde nasıl durduğuna, nasıl açıldığına ve nasıl taşındığına da dikkat ediyorum. İyi tasarım, kullanıcının varlığını unuttuğu üründür. Eğer bir çanta düşünmeden açılıyor, omza doğal bir şekilde oturuyorsa, arkasında birçok doğru tasarım kararı vardır. Kullanıcı bunları fark etmese de, doğru hissettirir. Çünkü asıl kahraman, kullanıcıdır. İyi tasarım, hayatı kolaylaştırmak için vardır.

Mlouye tasarımının karakterini nasıl tanımlıyorsunuz?
Bazen kendime şu soruyu sorarım: Eğer logoyu kaldırırsak, bu tasarımın Mlouye’ye ait olduğunu anlayabilir miyiz? Ancak bir markanın sadece tek bir forma veya estetik dile sıkışmasını doğru bulmuyorum. Bir markanın varlık sebebi, estetik dilinden daha kalıcı olmalıdır. Estetik değişir; dönemler, ihtiyaçlar ve yaşam biçimleri değişir. Önemli olan, ürünün Mlouye müşterisinin hayatında bir karşılık bulup bulmadığıdır.


Aksesuarlar günümüzde stil üzerinde nasıl bir rol oynuyor?
Geçmişte aksesuarlar, kıyafeti tamamlayan unsurlardı. Ancak günümüzde aksesuarlar, karakter kazandıran öğeler haline geldi. İnsanlar daha sade ve zamansız giyinmeyi tercih ediyor; çanta, takı veya saat ise bu sadeliğe kişilik katıyor. Çoğu zaman, bir kişi hakkında kıyafetinden çok, seçtiği aksesuarlar fikir veriyor. Çünkü aksesuarlar, ihtiyaçtan değil, bilinçli tercihlerle ortaya çıkıyor.

Bir parçanın zamansız olmasını sağlayan unsurlar nelerdir?
Geçmişte sezonlar ve defileler trendleri belirlerken, günümüzde internetin dinamikleri bu durumu değiştirdi. Estetik akımlar artık dijital kültürün içinde doğuyor ve yayılıyor. Bu değişim, ilhamın tek bir merkezden değil, milyonlarca insanın ortak üretiminden beslenmesini sağlıyor. Bu nedenle herkesin tek bir, sabit bir stile sahip olması gerektiğini düşünmüyorum. İnsan değişir; hayatı, zevkleri ve kendini ifade etme biçimi de değişir. Zamansız bir parça, bu değişime ayak uydurabilmelidir.


“İnsan değişir; hayatı, zevkleri ve kendini ifade etme biçimi de değişir. Bir parçayı zamansız yapan şey, bu değişime ayak uydurabilmesidir.”


Mlouye’nin global algısı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mlouye’nin tek başına bir algı yarattığını söylemek zor. Ancak özgün karakterimizle dünyanın farklı yerlerinde karşılık bulabilmek bizim için değerli. İnsanlar artık bir ürünün nereden geldiğinden çok, kendilerine ne sunduğuna odaklanıyor. İyi fikirlerin pasaportu olmuyor.

Bir Mlouye tasarımını tamamlayan son detay nedir?
Bir ürün, eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında tamamlanır. Bir Mlouye tasarımının bittiğini hissettiğim an da tam olarak budur.

Yeni bir tasarım sürecinde ilk düşündüğünüz şey nedir?
Aslında ilk düşündüğüm şey, ne form, ne işlev, ne de renk. İlk aklımda olan, bir senaryo. Ürünün hangi ana eşlik edeceğini düşünmek, doğru senaryo kurulduğunda form, işlev ve rengin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmasını sağlıyor.

Bugün sizin için gerçek lüks nedir?
Gerçek lüks, ürünün kendisinde değil, bana nasıl hizmet ettiğinde ortaya çıkar. Eğer bir çanta elde dengesiz duruyorsa veya kullanımı zahmetliyse, onu lüks olarak görmüyorum. Gerçek lüks, ürünün kullanıcıya hissettirdiği zahmetsizliktir. Lüks, kullanıcının ürüne adapte olması değil, ürünün kullanıcıya adapte olmasıdır.

Şu anda üzerinde çalıştığınız ve sizi heyecanlandıran bir ürün var mı?
Son zamanlarda erkek koleksiyonu üzerinde çalışıyoruz ve bu beni oldukça heyecanlandırıyor. Erkek koleksiyonunda tasarımın merkezine seyahat, hareket ve günlük ritüelleri koyuyoruz. Farklı kullanım alışkanlıklarına ve ihtiyaçlara cevap verebilmek için yeni hikayeler üzerinde çalışıyoruz. Bu süreç zorlu ama bir o kadar da heyecan verici. Amacımız, kadın koleksiyonunu erkeklere uyarlamak değil, kendi karakterine sahip yeni bir dünya yaratmak.

Yeni koleksiyonda denediğiniz bir malzeme veya teknik var mı?
Evet, erkek koleksiyonunda ilk kez “coated canvas” kullanıyoruz. Özellikle büyük hacimli ürünlerde hafiflik ve dayanıklılık sağlamak istiyoruz. Bu malzeme, ürünün hafifliğini artırırken dayanıklılığını da koruyor.

Bir Mlouye tasarımına eşlik eden sesler nelerdir?
Çalışırken, yıllar içinde oluşturduğum bir odaklanma listem var. Genellikle ambient ve elektronik müzik dinliyorum; bazen de film müzikleri tercih ediyorum. RY X, Nils Frahm ve Hans Zimmer sıkça dinlediğim isimler arasında.


“Mlouye olarak, özgün karakterimizle dünyanın farklı yerlerinde karşılık bulabilmiş olmak bizim için çok değerli.”

Son zamanlarda izlediğiniz ve etkisinden çıkamadığınız bir film veya dizi var mı?
“Severance” dizisi, kurduğu görsel dünya ile beni etkiledi. Her detay, son derece tutarlı ve disiplinli bir görsel dil sunuyor. Yeni sezonunu sabırsızlıkla bekliyorum. Ayrıca, “Pluribus” da izlediğim ve başkalarına önerdiğim yapımlardan biri.

Tasarım anlayışınızı en çok etkileyen şehir hangisi?
Milano, tasarım anlayışımı etkileyen şehirlerden biri. İtalya’da tasarım, estetik bir mesele olmanın ötesinde bir üretim kültürü. Böyle bir ekosistemin içinde olmak, insanın çıtasını yükseltiyor.

Yoğun iş temposundan uzaklaştığınızda en çok ne yapmayı seviyorsunuz?
En çok yürümeyi seviyorum. Son zamanlarda bahçeyle ilgilenmek de hoşuma gidiyor.

Keşfettiğiniz ve ilham verici bulduğunuz bir obje veya fikir var mı?
Son günlerde düşündüğüm fikirlerden biri, tasarımın daha fazla oyun barındırabilmesi. Günlük hayatta kullandığımız objelerin, işlevsel olmanın yanı sıra keyif veren anlar yaratabileceğini düşünüyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu