İdamera: Aile Mirası ve Sürdürülebilir Tarımın Buluşma Noktası
İdamera Çiftliği, aile mirası ve ekolojik tarım deneyimlerini birleştirerek sürdürülebilir bir tarım anlayışı sunuyor.
Gudrun Wagner ve Ferit Uzunoğlu’nun yaşam öyküsü, farklı coğrafyalar ve kültürler arasında şekillenen bir aile mirasına dayanmaktadır. Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde edindikleri ekolojik tarım deneyimleri, günümüzde Kazdağları’nda hayvan refahını, biyodinamik üretimi ve etik çalışmayı önceliklendiren İdamera Çiftliği’nde hayat bulmaktadır.
Bir sabah, Kazdağları’nın eteklerinde güneşin doğuşuyla birlikte İdamera Çiftliği’nde yeni bir gün başlıyor. Burada, hayvanların refahı ve emeğin değeri her zaman ön planda tutuluyor. Çiftliğin sahipleri Gudrun ve Ferit, doğaya duydukları saygı ve Kazdağları’nın sunduğu bereketle, nesilden nesile aktarılan bir hikaye ve tarım yolculuğu sunuyor.
Gudrun Wagner, Avusturya’nın Semmering bölgesinde, dağlarla çevrili bir köyde dünyaya geldi. Ailesi, burada organik tarım yaparak yerel ve doğal gıdalara büyük önem veriyor. 2000 yılından bu yana organik sertifikalı olan otellerinde, misafirlerine sağlıklı ve doğal ürünler sunuyorlar. Gudrun, doğayla iç içe olmanın kendisi için çok değerli olduğunu belirtiyor. Ekolojik ziraat alanında eğitim aldıktan sonra, farklı ülkelerde tarım deneyimleri kazandı. Bu süreçte, doğanın yaşamımızdaki en değerli hazine olduğunu bir kez daha anladığını ifade ediyor.
İdamera Çiftliği’nde üretilen süt ürünleri de oldukça özel. Gudrun, sütün tazeliği ve kalitesinin her şeyin temelini oluşturduğunu vurguluyor. Çiftlikte, hayvanların anneleriyle birlikte büyüdüğünü ve bu durumun onların sağlığına olumlu etki ettiğini belirtiyor. Endüstriyel tarımda ise bu durumun tam tersine, yavruların doğar doğmaz annelerinden ayrıldığını ekliyor. Çiftlikte, 15 yaşında sağlıklı bir inek bulunması da hayvan refahına verdikleri önemi gösteriyor.
Ferit Uzunoğlu ise, ailesinin farklı kültürlerden oluştuğunu ve bu durumun kendisini şekillendirdiğini ifade ediyor. Babası Edremitli, annesi ise Avusturyalı. Ferit, çocukluğunun büyük bir kısmını doğayla iç içe geçirdi. Ancak zamanla tarım arazilerinin küçülmesi ve ekonomik zorluklar yaşanması, aile mirasının azalmasına neden oldu. Eğitim hayatında, Avusturya’da üniversite okudu ve burada edindiği deneyimlerin kendisine yeni bakış açıları kazandırdığını belirtiyor.
Ferit, üniversite yıllarında birçok staj ve teknik geziye katıldığını, özellikle Kuzey İtalya’da peynir üretimi yapmanın kendisi için dönüm noktası olduğunu ifade ediyor. Son yıllarda bahçe danışmanlığı yaparak, anahtar teslim projeler geliştirdiklerini ve bu süreçte doğayla uyumlu bir tarım anlayışını teşvik ettiklerini belirtiyor.
Ferit, doğanın bir düşman değil, yaşamakta olduğumuz dost olduğunu vurguluyor. Doğanın her zaman bir karşılığı olduğunu, ona zarar verdiğimizde aslında kendimize zarar verdiğimizi hatırlatıyor. Toprakla birlikte çalışmanın ve doğal dengeyi korumanın önemine dikkat çekiyor.




