Paris Haute Couture Moda Haftası 2026: Şıklığın Zirvesi
Paris Haute Couture Moda Haftası 2026, moda dünyasının en prestijli defileleriyle başladı. Schiaparelli ve Dior’un etkileyici koleksiyonları dikkat çekti.
Paris’te couture sezonu yeniden canlandı. Dört gün süresince, şehrin tarihi mekanları, aylar süren titiz çalışmaların ve hayal gücünün ürünleri olan tasarımların sahnesi haline geldi. Bu yılki etkinlikte, Schiaparelli’nin Gaudí’den ilham alan heykelsi tasarımları, Jonathan Anderson’ın Dior için geliştirdiği yenilikçi couture anlayışı, Chanel, Giorgio Armani Privé ve Balenciaga gibi ünlü markaların merakla beklenen koleksiyonlarıyla birlikte moda dünyasının en önemli anlarını oluşturdu.
Paris Haute Couture Moda Haftası, 6-9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu yılki etkinlikte, Schiaparelli, Dior, Chanel, Giorgio Armani Privé, Balenciaga, Elie Saab ve Viktor&Rolf gibi köklü moda evleri sahne aldı. Paris’teki couture haftasının takviminde yer alan bu markalar, her biri kendi tarzında etkileyici koleksiyonlar sundu.
Paris Couture Moda Haftası’nın ilk günü, Schiaparelli ve Dior’un güçlü defileleriyle başladı. Jonathan Anderson, Dior için hazırladığı Sonbahar-Kış 2026 Haute Couture koleksiyonunda, Amerikalı heykeltıraş Lynda Benglis’in eserlerinden ilham aldı. Anderson, Benglis’in iki boyutlu malzemeleri heykelsi formlara dönüştürme tekniğini, couture anlayışıyla birleştirerek, koleksiyonda canlı bir doku oluşturdu. Elde pileleme, drapaj ve düğümleme teknikleri, kumaşları adeta birer heykel gibi şekillendirerek dikkat çekti.
Koleksiyonun önemli unsurlarından biri de Hindistan’ın zengin tekstil geleneğiydi. Anderson, Lynda Benglis’in Ahmedabad ile olan bağlantısından yola çıkarak, 18. yüzyıla uzanan chintz geleneğini araştırdı. Uzman bir antikacıdan temin edilen özgün chintz ve indiennes kumaşları, Petit Dîner ve mini Lady Dior çantalarında yeniden hayat buldu. Ayrıca, tavus kuşlarından esinlenen çiçek aplikeleri ve boncuk işlemeleri, koleksiyona el işçiliği açısından zenginlik kattı.
Anderson’ın “couture bir laboratuvar” olarak tanımladığı yaklaşımı, bu sezonki siluetlerde de kendini gösterdi. Heykelsi pileler, akışkan drapeler ve metalik yüzeyler, koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında yer aldı. Ahmedabad’ın bereketli doğası ile Santa Fe’nin kurak coğrafyasını harmanlayan renk paleti, çiçek işlemeleri ve parlak metalik dokularla zenginleştirildi. Defilede, moda dünyasının yanı sıra Hollywood’dan da yoğun ilgi vardı; Sabrina Carpenter, Priyanka Chopra Jonas ve Josh O’Connor gibi ünlü isimler dikkat çekti.
Rodin Müzesi’nin bahçelerinde gerçekleştirilen defile, sanat ve couture arasındaki ilişkiyi güçlendiren bir atmosfer sundu. Jonathan Anderson, couture’yi yalnızca el işçiliğinin sergilendiği bir alan olarak değil, aynı zamanda yeni tekniklerin ve malzemelerin test edildiği yaratıcı bir araştırma alanı olarak tanımlıyor.
Paris Couture Moda Haftası’nın ikinci günü ise Chanel’in ardından Armani Privé ile devam etti. Moda severler, bu yılki etkinlikteki koleksiyonları büyük bir merakla takip etti.




