Nafaka Sistemi İçin Daha Dengeli Bir Model Önerisi
Aile ve Çift Terapisti Pınar Baybaşin, nafaka sisteminin daha dengeli bir modele ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Sosyal medya platformlarında süresiz nafaka konusundaki tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Aile ve Çift Terapisti Pınar Baybaşin, nafaka meselesinin sadece hukuki değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal yönleriyle de ele alınması gerektiğini ifade etti.
Son günlerde sosyal medyada “Süresiz nafaka tarih oldu” başlıklı paylaşımlar, nafaka sistemine dair değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. Baybaşin, boşanma sürecinin yalnızca mahkeme kararlarıyla sınırlı kalmadığını, evliliğin sona ermesinin ekonomik ve psikolojik açıdan derin etkiler yarattığını belirtti.
Boşanmanın yalnızca iki kişinin yollarını ayırması olmadığını vurgulayan Baybaşin, “Boşanma, bir evin dağılması, alışkanlıkların değişmesi ve çocukların düzeninin sarsılmasıdır. Bir taraf için özgürleşme anlamına gelirken, diğer taraf için hayata yeniden başlama korkusu taşımaktadır” dedi.
Nafaka konusunun sadece maddi boyutuyla tartışılmasının yetersiz bir yaklaşım olduğunu dile getiren Baybaşin, özellikle kısa süreli evliliklerin ardından uzun yıllar nafaka ödenmesinin toplumda tartışmalara yol açtığını, bunun bazı kesimlerde ciddi tepkilere neden olduğunu söyledi.
Öte yandan, boşanma sonrası ekonomik zorluk yaşayan kadınların da bulunduğunu vurgulayan Baybaşin, “Yıllarca çocuk büyütmüş, iş hayatından uzak kalmış ve ekonomik bağımsızlığını kaybetmiş birçok kadın var. Bu kadınlar, sadece eşlerini değil, aynı zamanda ekonomik güvenliklerini, sosyal çevrelerini ve kimlik duygularını da yitirebiliyorlar” şeklinde konuştu.
Buna bağlı olarak, nafaka tartışmalarının taraflar arasında bir üstünlük meselesine indirgenemeyeceğini belirten Baybaşin, daha dengeli bir sistemin gerekliliğine dikkat çekti.
“Evlilik süresi belirleyici olmalı” diyen Baybaşin, “Bir yıl süren evlilik ile yirmi yıllık bir ortaklık aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Çocuk sorumluluğu, ekonomik durum ve çalışma imkanları bir bütün olarak göz önünde bulundurulmalıdır” ifadelerini kullandı. Nafaka sisteminin kişiye özel bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
Boşanma sonrası sürecin yalnızca hukuki değil, duygusal etkiler de taşıdığını belirten Baybaşin, terapi süreçlerinde en sık karşılaşılan duyguların öfke, değersizlik ve adaletsizlik hissi olduğunu aktardı. Baybaşin, “Boşanmalar mahkeme salonlarında son bulur, ancak etkileri insanların ruhunda uzun süre devam eder” diyerek değerlendirmesini tamamladı.




