Türkiye’de Organ Nakli Krizi: Gençler de Tehlikede
Türkiye’de organ nakli ihtiyacı artarken, gençler de bu durumdan etkileniyor. Uzmanlar, organ bağışının önemine dikkat çekiyor.
Türkiye’de organ nakli bekleyen hastalar, yaşamlarını sürdürebilmek için zamanla yarışıyor. Metabolik hastalıkların yaygınlaşması, organ nakli gereksinimini daha da acil hale getiriyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak, gençlerin de bu krizden etkilendiğini vurguladı.
Obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların artışı, Türkiye’nin organ sağlığını tehdit eden önemli bir faktör haline geldi. Bu durum, böbrek ve karaciğer gibi organların hızla yıpranmasına neden olarak, nakil bekleyenlerin sayısını artırıyor. Prof. Dr. Yaprak, “Sadece yaşlılar değil, metabolik hastalıklar nedeniyle gençler de organ kaybı yaşıyor,” diyerek durumu özetledi.
Son dönemde, ünlü sanatçı Ufuk Özkan’ın karaciğer yetmezliği yaşaması, organ nakli konusunu yeniden gündeme taşıdı. Organ yetmezliği, geçmişte genellikle yaşlılık veya doğuştan gelen hastalıklarla ilişkilendirilirken, günümüzde obezite ve diğer metabolik hastalıkların yaygınlaşması bu durumu değiştirmiştir.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde görevli olan Prof. Dr. Yaprak, organ bağışının toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirterek, değişen hasta profilini ve hayat kurtarmanın yeni dijital yöntemlerini aktardı. Organ bağışı yapmak isteyenlerin sağlık kuruluşlarına başvurmasının yeterli olduğunu ifade eden Yaprak, “2025 yılında yürürlüğe girecek yönetmelik ile organ bağışı süreci kolaylaştırıldı. Artık e-Nabız üzerinden de organ bağışı yapılabiliyor. Ancak bu, organların otomatik olarak alınacağı anlamına gelmiyor; organlar yalnızca beyin ölümü gerçekleştiğinde ve ailenin onayıyla alınabiliyor,” dedi.
Kadavradan organ bağışı ile ilgili toplumda yanlış bilgilere dikkat çeken Yaprak, beyin ölümünün kalp krizi veya oksijensiz kalma gibi sebeplerle gelişebileceğini açıkladı. Beyin ölümü gerçekleştiğinde, kişi yoğun bakımda yaşam destek cihazlarına bağlı kalır ve bu süreçte organlar hâlâ kanlanır. Bağış, bu aşamada ailenin onayı ile gerçekleştirilir. Yaprak, metabolik sendromun organları daha erken yaşta yıprattığını ve bu nedenle organ nakli ihtiyacının arttığını belirtti.
Organ nakillerinde farklı bağış türleri olduğunu da aktaran Prof. Dr. Yaprak, kalp ve akciğer nakillerinin yalnızca beyin ölümü gerçekleşmiş bağışçılardan yapılabileceğini, ancak böbrek ve karaciğer nakillerinin canlı vericilerden de mümkün olduğunu ifade etti. Karaciğerin kendini yenileyebilme özelliği ve iki böbreğin bulunması, bu tür nakilleri mümkün kılmaktadır. Bebeklerden 75 yaşına kadar herkes için organ nakli yapılabileceğini belirten Yaprak, bebeklerde genellikle doğuştan gelen safra yolu hastalıkları, çocuklarda metabolik hastalıklar ve yetişkinlerde ise Hepatit B, Hepatit C gibi hastalıkların nakil ihtiyacına yol açtığını söyledi.
Prof. Dr. Yaprak, Türkiye’de organ bağış oranlarının hala ihtiyacın çok gerisinde olduğunu belirterek, artan kronik hastalıklar nedeniyle her yıl daha fazla kişinin organ nakline ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Organ bağışının, bir insanın hayatını kurtarabilecek en değerli miraslardan biri olduğunu ifade etti.



