Himalaya Buzulları Tehlikede: Erime Hızı İki Katına Çıktı

Himalaya buzullarının erime hızı iki katına çıkarak büyük bir su kıtlığı ve sel riski oluşturuyor.

Hindu Kush Himalayaları’ndaki buzullar, 2000 yılından bu yana erime hızının iki katına çıkmasıyla birlikte, bu bölgede yaşayan milyarlarca insan için ciddi bir felaket riski oluşturuyor. Uluslararası Entegre Dağ Geliştirme Merkezi (ICIMOD) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, buzul erimesinin endişe verici bir hızda devam ettiğini ortaya koydu.

Rapora göre, 2000 yılından itibaren buzul erime hızı iki katına çıkarak son on yılda rekor seviyelere ulaştı. Bu dağ silsilesi, Asya’daki on büyük nehir sisteminin kaynağı olup, bu nehirler milyarlarca insanın yaşam kaynağını oluşturuyor. Ancak, hızlanan erime süreci, Hindistan’da yüzlerce can kaybına yol açan Chamoli ve Sikkim gibi buzul gölü patlamalarına neden olabiliyor.

Buzulların kaybı, ani sel baskınlarına yol açmanın yanı sıra, uzun vadede su güvensizliği yaratmakta ve bu durum gıda ile enerji üretimini tehdit etmektedir. Uzmanlar, bölgedeki ekosistemlerin ve geçim kaynaklarının büyük bir tehdit altında olduğunu vurguluyor.

Deniz seviyesinden 4.500 ile 6.000 metre yükseklikte bulunan buzul alanları, yüksek rakımlarda sıcaklıkların daha hızlı artması nedeniyle büyük bir savunmasızlık sergiliyor. 50 yıllık saha verilerine dayanan rapor, buzul kütle kaybının özellikle son yirmi yılda dramatik bir hız kazandığını gösteriyor. Buzulların erime hızı bölge genelinde farklılıklar gösterirken, Ganj ve Brahmaputra havzalarında yüzde 21’e varan ciddi azalmalar kaydedildi. İndus havzası ise buzul alanının yaklaşık yüzde 6’sını kaybederek su dengesinin bozulmasına yol açıyor.

Raporda, 0,5 kilometrekareden küçük buzulların, diğerlerine oranla çok daha hızlı bir şekilde küçüldüğü ve bu durumun yerel su kıtlığı riskini artırdığı belirtiliyor. Bu durum, yüksek dağlık bölgelerdeki yerleşim yerleri için hem susuzluk hem de buzul gölü taşkınları gibi hayati tehlikeleri beraberinde getiriyor. ICIMOD Genel Direktörü Pema Gyamtsho, bu kritik dönemde izleme çalışmalarının artırılması ve iklim uyum projelerine acil yatırım yapılması gerektiğini ifade etti. Erime oranlarındaki bu artışın, tüm dünyayı harekete geçirmesi gereken bir dönüm noktası olduğu vurgulanıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu