Türkiye’nin Film Şehri Olma Potansiyeli Üzerine Değerlendirme
Türkiye, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda henüz ‘Film Şehri’ unvanına sahip değil. Peki, bu durum ne anlama geliyor?
Kahramanmaraş, UNESCO tarafından ‘Edebiyat Şehri’ unvanını alarak önemli bir başarıya imza attı. Ancak bu gelişme, Türkiye’nin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda ‘Film Şehri’ kategorisinde yer almaması gerçeğini de gündeme getirdi. Şu an için bu ağa dahil olan 408 şehir arasında Türkiye’nin sadece edebiyat alanında temsil edildiği görülüyor. Diğer alanlarda Türkiye’nin varlığı dikkat çekerken, sinema konusunda neden bir eksiklik olduğu merak ediliyor.
UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, zanaat, tasarım, film, gastronomi, edebiyat, medya sanatları ve müzik gibi birçok alanda şehirleri kabul ediyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin ‘Film Şehri’ unvanına sahip olmaması, bazı kriterlerin yerine getirilmediğini düşündürüyor. Sinema ile ilgili önemli altyapının, film stüdyolarının ve üretim çevrelerinin varlığı, film festivalleri ve etkinliklerin düzenlenmesi, yerel ve uluslararası iş birlikleri gibi unsurlar, bu unvanı almak için gerekli şartlar arasında yer alıyor.
Ülkemizde bu unvanı alabilecek şehirler arasında İstanbul öne çıkıyor. Ancak Adana, Antalya ve İzmir gibi şehirler de sinema alanında önemli potansiyele sahip. İstanbul’un başkent olması ve her şeyin merkezi konumunda bulunması, bu unvanı almasının mantıklı olup olmadığını sorgulatıyor. Dolayısıyla, İstanbul dışında bir şehrin bu unvanı kazanması gerektiği aşikar. Antalya ve Adana’nın sinema potansiyelinin daha etkin bir şekilde kullanılması gerekiyor.
Dünya genelinde ‘Film Şehri’ unvanına sahip olan şehirler arasında Nijerya, Vietnam, Brezilya, Polonya ve İspanya gibi ülkelerin şehirleri yer alıyor. Bu durum, Türkiye’nin sinema alanındaki potansiyelinin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye, dizi sektöründe dünya çapında önemli bir yere sahipken, sinema alanında da bu tür bir listede yer almanın gerekliliği ortaya çıkıyor. Antalya ya da Adana’nın bu unvanı kazanması, ülkemizin sinema endüstrisinin uluslararası alanda daha fazla tanınmasına katkı sağlayacaktır.




