Form, Zanaat ve Aktivizm: Terakki Vakfı’nda Yeni Bir Sergi
Bilal Yılmaz’ın ‘Form-Zanaat-Aktivizm’ sergisi, 7 Haziran’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Bilal Yılmaz’ın küratörlüğünü Nazlı Pektaş’ın üstlendiği ‘Form-Zanaat-Aktivizm’ sergisi, 7 Haziran’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Terakki Vakfı, sanatı bir kurumsal sorumluluk ve eğitim aracı olarak değerlendirirken, toplumsal sorumluluk bilinciyle sanata ve sanatçılara yaklaşımını benimsiyor. Bu bağlamda, sanatı yaşatmanın yaratmak kadar önemli bir çaba olduğu vurgulanıyor.
Bilal Yılmaz, zanaatı yalnızca malzemeyle kurulan fiziksel bir ilişki olarak değil, aynı zamanda toplumun hafızasını taşıyan dinamik bir üretim biçimi olarak tanımlıyor. Bu sergi, sanatçının bu anlayışını kamu ile paylaşma amacı taşıyor. Serginin içeriği hakkında Yılmaz ve küratör Pektaş ile gerçekleştirdiğimiz sohbet, serginin derinliklerine inmemizi sağlıyor.
‘Form-Zanaat-Aktivizm’ sergisi, zanaat, mühendislik, kamusal hafıza ve kolektif üretim kavramlarını bir araya getiriyor. Farklı dönemlerde üretilmiş eserlerden oluşan seçki, izleyiciyi yalnızca tamamlanmış eserlerle değil, aynı zamanda düşünme biçimleri ve üretim süreçleri üzerinden şekillenen bir pratiğin içine davet ediyor. Sergi alanı, aydınlık ve karanlık olmak üzere iki bölüme ayrılıyor. Kamusal alan yerleştirmelerine dair dokümantasyonlar, video kayıtları, kinetik sistemler ve buluntu nesneler bu alanda bir araya geliyor.
Serginin dikkat çeken unsurlarından biri, İstanbul’un zanaat atölyelerinden elde edilen araştırmalar. Geleneksel Kütahya çinisinden İstanbul sokaklarındaki üretim alanlarına uzanan işler, zanaatin toplumsal hafızadaki yerini yeniden düşünmeye açıyor. Çizimler, prototipler ve gündelik nesneler, serginin görünür parçasını oluştururken, üretim süreci de nihai işlerden bağımsız bir alan kazanıyor. Küratör Nazlı Pektaş, sanatın yalnızca sonuç odaklı olmadığını, aynı zamanda emek, tekrar, merak ve öğrenme süreçlerinin de üretimin ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlatıyor.
Yılmaz, sergisinin ana izleyici kitlesinin çocuklar olduğunu belirterek, serginin bir müze estetiği ile tasarlandığını ifade ediyor. Aydınlık bölüm, yurtiçinde ve yurtdışında gerçekleştirdiği yerleştirmelerden kesitler sunarken, bu kesitler işlerin anısını ve hikayesini taşıyan fotoğraflardan oluşuyor. Karanlık odada ise geleneksel Kütahya çinisinin üretim sürecine dair hikayeler ve İstanbul sokaklarındaki zanaat atölyelerinin öyküsü yer alıyor.
Yılmaz, mekanik sistemlerle çalışırken insan bedeninin ritmiyle makinenin ritmi arasındaki ilişkiyi de sorguluyor. Çalışmalarında mühendislik bilgisi, estetik bir deneyim yaratma amacıyla geri planda kalıyor. İzleyicinin eserle kurduğu bağın merak, sezgi veya fiziksel yakınlık üzerinden geliştiğini düşünüyor.
Pektaş ise, sergide izleyicinin yalnızca tamamlanmış eserlerle değil, düşüncenin oluş süreciyle karşılaştığını belirtiyor. Güncel sanatın, sonuçtan çok sürecin bilgisini aradığını vurgulayan Pektaş, Bilal Yılmaz’ın sanatı öğrenme yolculuğunu serginin merkezine aldıklarını ifade ediyor. Bu bağlamda, izleyiciye malzemenin imgeye dönüşme sürecindeki emeği ve zanaat ile sanat arasındaki bağı gözlemleme fırsatı sunuluyor.
Sonuç olarak, ‘Form-Zanaat-Aktivizm’ sergisi, zanaatı nostaljik bir üretim biçimi olarak değil, toplumsal hafızayı ve kolektif emeği yeniden düşünmeye açan dinamik bir alan olarak ele alıyor. Çağdaş sanat dünyasının zanaata yönelişi, estetik bir tercihin ötesinde, toplumsal hafızayı yeniden konumlandırma çabasını barındırıyor. Bu sergi, sanatın ve zanaatın kesişim noktasında yer alarak, günümüz aktivizmiyle buluşuyor.




